Atatürk’ün Barış Politikası: Cumhuriyetin İkinci Yüzyılına Doğru Bir Perspektif
İqretilen etkinlikte, Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nin “Atatürk ve Cumhuriyet Günleri” kapsamında düzenlenen konferansta konuşmacı Prof. Dr. Hakkı Uyar oldu. Konferans, Edebiyat Fakültesi Prof. Dr. Nuri Bilgin Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi ve akademisyenler ile öğrencilerin katılımıyla zenginleşti.
Prof. Dr. Hakkı Uyar, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına bakarken yalnızca siyasi çatışmalara odaklanmanın yetersiz olduğunu vurguladı; Atatürk’ün barış odaklı siyaseti ekseninde bakmanın gerekliliğine dikkat çekti. “Birinci ve İkinci Dünya Savaşları arasındaki o karanlık dönemde Türkiye, hem bağımsızlık mücadelesini sürdürdü hem de çağdaş bir Cumhuriyet inşa etti.” ifadelerini paylaşan konuşmacı, Atatürk’ün barış anlayışını aktif ve onurlu bir yaklaşım olarak nitelendirdi. “En kötü barış savaştan iyidir” ifadesini eleştirel bir çerçevede değerlendirdi, çünkü Sevr barış olarak görünse de onursuzdu; Lozan ise onurlu bir barışın simgesi olarak gösterildi.
Uyar, Türkiye’nin bu dönemde, dünyayı saran savaş rüzgârlarına karşı diplomasiyi ön planda tutarak sorunlarını çözdüğünü belirtti. Batı ile Sovyetler Birliği ve diğer komşularla dengeli ilişkiler kurmanın, hem dış politikada hem de iç siyasette barışı korumak için hayati olduğunu vurguladı. Cumhuriyet’i kuran kadroların 1880 kuşağından çıkan genç subaylar olduğuna işaret eden Uyar, Milli Mücadele süresince fikir ayrılıklarına rağmen uzlaşmayı başararak temel adımları attıklarını ifade etti.
Atatürk, Cumhuriyete giden yolu güvence altına aldı başlığıyla özetlenen değerlendirmede, Atatürk’ün stratejik hamleleriyle yeni rejimin gereklilikleri üzerinde duruldu. Milli Mücadele’nin başlarında tam bağımsızlık hedefiyle birleşen lider kadro, zafer ufukta belirmeye başladığında ülkenin yönetimi ve yeni rejimin niteliği konularında derin görüş ayrılıklarına sürüklendi. “Paşaların Kavgası” olarak adlandırılan bu dönemde Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü ve Fevzi Çakmak ile hareket ederken; Kazım Karabekir, Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy ve Refet Bele gibi isimler, monarşi ve halifenin geleceğine dönük muhafazakâr kaygılar nedeniyle karşı tarafta konumlandı. Lozan’a İsmet Paşa’nın gönderilmesi ve 1924’te ordudaki mensupların milletvekili olmalarını engelleyen adımlar, siyasi rekabetleri askeri güçten yoksun bırakmayı hedefledi ve Cumhuriyet’in ilanı ile bir dizi devrim için zemin hazırladı.
Uyar ayrıca, Kuvvetler Birliği ilkesi içinde meclis ve Halk Fırkası üzerinde denetimi sürdüren Atatürk’ün parti merkezli cumhurbaşkanlığı sistemiyle devrim süreçlerini yönettiğini kaydetti. Türkiye’de devrimi, bürokrasi ve askeri destekle mümkün kıldığını belirten konuşmacı, muhalefetin baskı süreciyle tasfiye edildiğini söyledi. Özellikle 1925’te Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın kapatılması ve 1926’daki İzmir Suikastı yargılamalarıyla siyasi rakiplerin etkisiz hale getirildiğini vurguladı. Bu dönemde pek çok reformun hayata geçirildiğini hatırlatan Uyar, 1930’lara kadar şapka ve kıyafet düzenlemelerinden Medeni Kanun ve Harf Devrimi’ne kadar değişimin hız kazandığını belirtti ve Atatürk’ün 1931’de benimsettiği barış politikasını kademeli olarak uygulamaya koyduğunu ifade etti.
Etkinlik, Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Nuri Karakaş’ın konuşmacı Prof. Dr. Hakkı Uyar’a “Teşekkür Belgesi” takdim etmesiyle son buldu. Kaynak: Beyaz Haber Ajansı (BYZHA).