Diyabet ve Genetik: Küresel Eğilimler ve Türkiye’ye Özel Bulgular

Diyabet ve Genetik: Küresel Eğilimler ve Türkiye’ye Özel Bulgular

İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nün düzenlediği Dünya Diyabet Günü etkinliğinde, diyabetle beslenme arasındaki ilişki ve özellikle Tip 2 diyabet üzerinde genetik çalışmalar ele alındı. Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, TURDEP-I ve TURDEP-II gibi Türkiye çalışmalarına dayanarak, ülkemizde diyabetli sayısının son yıllarda önemli ölçüde arttığını ifade etti. Türkiye’nin dünyada diyabet sıklığının yükseldiği ülkeler arasında üçüncü sırada olduğunu söylemek mümkün; her beş kişiden birinin diyabetli olabileceğine işaret edildi.

Etkinlik kapsamında “Diyabet, Beslenme ve Genetik” başlığı altında sunumlar yapıldı. Prof. Dr. Alphan, Diyabet ve Beslenme ilişkisine dair temel bilgileri paylaştı ve diyabet bakımı ile refahına erişimin önemli olduğunun altını çizdi. Uygun bakım ve refah desteğine erişimin artması durumunda diyabetle yaşamın daha kaliteli hale geleceğini vurguladı. Dünya Diyabet Günü’nün bu yılki temasının “Diyabet Bakımına Erişim: Şimdi Değilse Ne Zaman?” olarak belirlenmesiyle, iş yerinden ev ve okul ortamlarına kadar geniş bir kapsamdaki farkındalık çalışmaları desteklendi.

Uluslararası veriler ışığında dünyanın diyabet vakalarının hızla arttığına dikkat çekildi. 2050 yılında 853 milyon diyabetli öngörüldüğü ve 2000–2025 arası dönemde diyabetli sayısının 151 milyondan 589 milyona yükseldiği bilgisi paylaşıldı. Türkiye özelinde, 1998 ile 2010 yılları arasındaki TURDEP I ve II raporları sonuçlarına dayanılarak, diyabet oranlarının %7.2’den %13.7’ye çıkması ve yakın gelecekte %17–%18 civarında bir prevalans beklenmesi dikkat çekti. Türkiye’nin bu artışta Rusya ve Almanya’dan sonra üçüncü sıralarda yer aldığı belirtildi ve toplumun beslenme alışkanlıkları ile egzersiz düzeyinin de bu artışta rol oynadığı ifade edildi.

Tip 2 diyabetin kontrolünde sadece kan şekerinin izlenmesinin yeterli olmadığını vurgulayan Prof. Alphan, obezitenin bu hastalık için temel bir risk olduğunu hatırlattı. Görüşüne göre, diyabet tanısı konulan kişilerin yaklaşık olarak %80’inin obez olduğuna dikkat çekildi. Bununla beraber, kapsamlı bir yönetim yaklaşımında yaşam tarzı değişiklikleri, düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme, sigara ve alkol kullanımının azaltılması ile uyku düzeni gibi faktörlerin de önemli olduğuna vurgu yapıldı.

Geleceğe yönelik olarak, Marmara Üniversitesi’nden Prof. Dr. Belgin Süsleyici’nin “Tip2 Diyabette Kişiselleştirilmiş Tıp” başlıklı konuşması kapsamında gen tedavileri, CRISPR çalışmaları ve farmakogenetik gibi alanlarda hastaya özel tedavi seçeneklerinin gelişiminde ilerlemeler konuşuldu. Ülkemizde son beş yılda bu alanda önemli çalışmalar yapıldığını belirten Süsleyici, özellikle nadir hastalıklar ile başlayan yatırımların şimdi kanser ve kronik hastalıklar gibi geniş kapsamlı alanlara yayıldığını ifade etti. Ayrıca, kan örneklerinin genetik profiline göre ilaç tedavisinin planlandığı merkezlerin faaliyet gösterdiği belirtildi.

Son olarak, Dünya Diyabet Günü kapsamında bilgilendirici oturumlar ve farkındalık çalışmalarıyla diyabetin önlenmesi ve etkin yönetimi için multidisiplinler arası işbirliğinin gerekliliği vurgulandı.

Tepki Ver
Haber Merkezi Yönetici Tüm Yazılar

Kullanıcıya ait herhangi bir sosyal medya veya iletişim bilgisi bulunmamaktadır.

20142 Yazı

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir