Karşılıksız İyiliğin Psikolojik Temelleri ve Sağlıklı Sınırlar: Sedef Koç Bal’ın Perspektifi
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, 24 Ocak Dünya Karşılıksız İyilik Günü kapsamında iyiliğin içsel ve toplumsal ruh sağlığına olan etkilerini, sınır koymanın önemini ve davranışın kökenindeki dinamikleri ele alıyor. Karşılıksız iyilik, empati, vicdan ve öğrenilmiş değerlerin birleşiminden doğar. “İyilik yapmak, insan olmanın temel bir parçası,” diyen Bal, karşılık beklemeden yapılan iyiliğin hem bireysel hem de toplumsal ruh sağlığı için anlam taşıdığını vurguluyor.
İyiliğin kökeninde birden çok psikolojik dinamiğin bulunduğunu ifade eden Bal, empatinin başkasının duygusunu anlayabilme kapasitesi olduğunu, bu duyarlılığın iyiliğin en güçlü tetikleyicilerinden biri olduğunu belirtiyor. Vicdan, içsel ahlaki pusula olarak doğru olanı yapmaya yönlendirirken; aileden, kültürden ve toplumdan edinilen değerler de bu davranışı şekillendirir. Böylece karşılıksız iyilik, yalnızca “iyi biri olma” isteğinden değil; empati, vicdan ve öğrenilmiş değerlerin birleşiminden doğar.
İyiliğin içten gelmesi doğal bir ‘iyi hissetme’ kaynağıdır. Bilimsel çalışmalar, iyiliğin alıcıyı değil, yapan kişiyi de dönüştürdüğünü gösteriyor. Karşılıksız bir iyilik anında beyinde dopamin, serotonin ve oksitosin salgılanır ve bu süreç stres hormonlarını düşürerek kişinin kendini daha sakin, anlamlı ve bağlı hissetmesini sağlar. Ancak bu olumlu etki, iyiliğin içten gelmesiyle güçlenir.
Sağlıklı iyilik, kendimden vazgeçmeden yapılan bir davranıştır. Kendini ve başkalarını gözeten bir yaklaşım, değersizlik ya da tükenmişlik hissini azaltır. İyiliği sürdürülebilir kılan unsur, sınırları korumak ve kendi ihtiyaçlarını ihmal etmemektir. Bal, onay arayışından bağımsız olarak hareket eden içsel motivasyonun, iyiliğin ruhsal açıdan daha besleyici olduğunu belirtiyor.
İyiliğin gücü, alkışta değil niyette saklıdır. Onay ihtiyacıyla yapılan iyilik ile içsel motivasyonla yapılan iyilik arasındaki fark giderek netleşiyor. Onay arayanların davranışları, sevgi, kabul ya da takdir görmek amacı taşır; karşılık alamadığında hayal kırıklığı doğabilir. İçsel motivasyonla hareket edenler ise kendi değerleri ve anlam arayışıyla yönlendirilir ve bu tür iyilik daha sürdürülebilirdir. Dayanaklarını sosyal medya görünürlüğünden de bağımsız kılan bu yaklaşım, gerçek anlamın korunmasına katkı sağlar.
24 Ocak Karşılıksız İyilik Günü, iyiliğin yalnızca dünyayı değil, yapan kişinin iç dünyasını da iyileştirdiğini hatırlatır. En sağlıklı biçim ise sınırları olan, içten ve karşılıktan bağımsız bir iyiliktir.