Dezenformasyon Kriz Zamanlarında: Doğrulama, Güven ve Algoritmalar Üzerinden Yükselen Riskler

Dezenformasyon Kriz Zamanlarında: Doğrulama, Güven ve Algoritmalar Üzerinden Yükselen Riskler

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan, savaş ve kriz dönemlerinde dezenformasyonun hızla yayıldığını ve doğrulama mekanizmalarının neden zayıfladığını değerlendiriyor. Belirsizlik enerjisi arttıkça insanların medya ve sosyal medya bağımlılığı da güçleniyor; kişiler kendi fikirlerini destekleyen bilgileri seçici olarak kabullenme eğilimine giriyor. Buna psikolojide doğrulama önyargısı denir ve bu önyargı, bilgiyi sorgulamadan kabul etmeyi kolaylaştırır. Her sıcak savaş aynı zamanda bir propaganda savaşıdır ifadesiyle, çatışmaların medyada da bir mücadeleye dönüştüğünü anlatıyor. Taraflar bu savaşı sosyal medya üzerinden yürütüyor; böylece neyin doğru neyin yanlış olduğuna dair belirgin bir sınır zorlaşıyorlar.

İrvan, ABD/İsrail-İran arasındaki gelişmeler açısından 28 Şubat’taki tartışmaları hatırlatıyor. İran dini liderinin ölümüyle ilgili haberlerin Batı medyasında yer almasına karşın İran merkezli kaynaklar bu haberleri yalanladı. Her ne kadar gerçekler zamanla netleşse de, savaşların ilk kurbanı genelde gerçekle yüzleşmektir diye hatırlatıyor. “Mavi tik” güven algısının istismarı konusuna gelince, uzun süre X platformunda bu rolu otorite simgesi olarak görmek yaygındı; ancak ücretli abonelikle tüm kullanıcılar mavi tik alabilir hale gelince bu algı sarsıntı yaşadı. Buna rağmen kullanıcıların güven duygusunda tam bir değişim olmadığını belirtiyor. Güven, dezenformasyonu besleyen en önemli araçlardan biridir.

Resmî yalanlamaların, yanlış bilgilerin hızını kesip kesmediği konusunu ele alırken Prof. İrvan, iki temel nedeni işaret ediyor: Toplumlar otoritelere karşı olan güvenlerini kaybetmiş durumda ve sosyal medya mekanizması, bir haber yalanlansa bile bunun hızla yayılmasına hizmet ediyor. Science dergisinin 2018’de yayınladığı bir çalışma, yalan haberlerin gerçek haberlerden birkaç kat daha hızlı yayıldığını gösteriyordu; hatta “yanlış” olarak işaret edilen paylaşımlar dahi hızla çoğalabiliyordu. Algoritmalar doğruluk yerine etkileşimi ödüllendiriyor ve bu da yanlış bilgiyi tetikleyebiliyor. İçeriklerin doğruluğu yerine aldığı beğeni, yorum ve paylaşımlarla ölçülen bir erişim söz konusu. Kırıntı habercileri olarak nitelendirdiği bazı hesaplar, yanlış olduğunu anladıkları haberleri bile daha çok etkileşim için tekrar paylaşıyorlar; bu da onların gelirlerini artırıyor.

Sosyal medyayı kapatmanın paniği artırdığı ve kriz zamanlarında iletişim stratejilerinin nasıl uygulanması gerektiği konusundaki görüşlerini şöyle özetliyor: Sosyal medya yavaşlatılmalı ya da erişimi kısıtlanmalı yaklaşımı yanlıştır; bu tür uygulamalar halkı panik haline sürükleyebilir. Doğru yol ise hızlı ve güvenilir bilgilendirme yapmaktır. Vatandaşları doğrulanmış haberleri paylaşmaya teşvik etmek ve duyurularla sürekli iletişim halinde kalmak, söylentileri ve dezenformasyonu azaltmanın temel adımlarıdır. Etkileşim vermemek de bir mücadele yöntemi olarak öneriliyor: Paylaşımlara karşılık vermeden, güvenilir medya ve gazetecilerin hesaplarının takip edilmesi, belirsizlik dönemlerinde dijital okuryazarlığın hayati önemiyle birleşince etkili bir savunma mekanizması oluşturuyor.

Tepki Ver
Haber Merkezi Yönetici Tüm Yazılar

Kullanıcıya ait herhangi bir sosyal medya veya iletişim bilgisi bulunmamaktadır.

20271 Yazı

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir