Ağız sağlığına dair günlük alışkanlıkları derinlemesine ortaya koyan ve Ipsos Türkiye iş birliğiyle Sensodyne tarafından yürütülen çalışma, ülkenin mevcut durumunu net bir tabloyla sunuyor. Katılımcıların bildikleri ile uyguladıkları davranışlar arasındaki farklar, sayısal verilerle gözler önüne seriliyor. İdeal diş fırçalama süresine uyanların oranı yalnızca %12 olarak kaydediliyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği iki dakikalık fırçalama süresiyle kıyaslandığında, katılımcıların çoğunluğu bu süreyi karşılamıyor. Ayrıca toplumun yarısından fazlası, diş hekimi önerisi olan günlük iki kez fırçalama rutinini yerine getirmiyor; %30’unun günde yalnızca bir kez, %13’ünün ise haftada 3-4 kez fırçaladığı görülüyor. Yüzde 6 ise dişlerini sadece sosyal etkileşimler için fırçaladığını belirtiyor. Bu tablo, ağız bakımının düzenli bir sağlık rutini olmaktan çıkıp dönemsel bir “sosyal vitrin” davranışına dönüştüğünü gösteriyor.
Çürük dişler artık acil ağrıya sebep olacak noktaya kadar erteleniyor çalışmaya göre, toplumun yaklaşık dörtte birinin aktif ve tedavi edilmemiş çürüklere sahip olduğu görülüyor. Aktif çürüğü olanların %76’sı son üç aydır diş hekimine gitmiyor; her beş kişiden biri ise son iki yılda hiç diş hekimine oturmadığını söylüyor. Veriler, çürüğün çoğu zaman “acil ağrı”ı beklemesini işaret ediyor.
İlk diş hekimi ziyareti ortalama 16 yaşında gerçekleşiyor Türkiye’de yetişkinler için diş hekimiyle ilk temas yaşı yaklaşık olarak 16 olarak kayda geçiyor. Ancak ebeveynler kendi deneyimlerinden hareketle, çocuklarının ağız sağlığı için bu süreci daha erken başlatmayı hedefliyorlar. Şu anda ebeveynler kendi çocuklarına ortalama 7 yaşında diş hekimiyle tanışmayı planlıyor; bu sürecin 1-2 yaş kadar erken başlatılması gerektiğini vurguluyorlar. Süt dişlerinin çıkmasıyla birlikte çocuklara doğru bakım ritmini kazandırma büyük önem taşıyor. Florür farkındalığı ise ağız bakımında kritik bir rol oynuyor: Özellikle çocuklar için flavoursuz çocu diş macunları tercih edilse de uzmanlar doğru dozlarda florür kullanımının çürük oluşumunu önemli ölçüde önlediğini belirtiyorlar. Çocuklara diş fırçalamayı sevdirmek için aromaların etkisi de dikkat çekiyor: ebeveynler arasında çilek aroması %49 ile zirve yaparken, onu %26’nlık nane ve %21’lik karpuz takip ediyor.
Geçmişte diş hekimine bir kez bile gitmiş olanların yaklaşık %40’ı bir yıldan uzun süredir hiçbir ziyaret gerçekleştirmemiş durumda. İnsanlar diş hekimine gitmeme nedenleri olarak en çok ihtiyaç duyulmaması ve maliyeti gösteriyor; buna ek olarak diş hekimi korkusu ve zamanı bulamama gibi etkenler de öne çıkıyor. Bu tablo, yetişkinlerde koruyucu hekimlik bilincinin zayıf olduğuna ve diş hekiminin genellikle kriz anında başvurulan bir çözüm noktası haline geldiğine işaret ediyor.
Diş hassasiyetini tedavi etmek yerine görmezden geliyoruz Toplumda sık karşılaşılan bir sorun olan diş hassasiyeti, günlük yaşantıyı doğrudan etkiliyor. Soğuk yiyeceklerin tetikleyici olması en yaygın nedeni olurken, sıcak gıdalar ve tatlılar da önemli tetikleyiciler arasında yer alıyor. Çalışma, hassasiyetle başa çıkarken tedavi yöntemleri kadar problemi göz ardı etmenin de yaygın olduğunu gösteriyor: %41 hassasiyeti giderici macun kullanırken, %36 diş hekimine başvuruyor; fakat %35 oranında insanlar sevdiği yiyecek ve içeceklerden ödün vererek sorunu geçici olarak hafifletmeye çalışıyorlar.
Ağız ve Diş Sağlığında Yeni Bilgi Kaynağı: Yapay Zeka Araştırma, toplumun ağız sağlığı konusundaki güvenilir danışmanını netleştiriyor. Diş hekimleri %64’lük bir güven ağına hakimken, katılımcıların %39’u bilgi edinmek için interneti kullanıyor. Her dört kişiden biri eczacı danışmanlığına güveniyor. Özellikle 18-25 yaş arası gençler arasında yapay zekaya danışma eğilimi dikkat çekiyor ve bu grup için “ağız sağlığına dair yapay zeka danışmanı” yükselen bir trend olarak görülüyor.
Ağız sağlığı özgüveni doğrudan etkiliyor Toplumun %78’i ağız ve diş sağlığının özgüveni üzerinde doğrudan etkisi olduğunu belirtirken, diş görünümünden duyulan memnuniyetsizliğin temelinde kozmetik kaygılar yatıyor. Diş rengi ve diş dizilimi, özgüveni en çok zedeleyen sorunlar olarak öne çıkıyor; bu da günlük alışkanlıklara da yansıyor. Özellikle dişlerin fırçalanamadığı bir gün, katılımcıların %74’ü kendini huzursuz hissediyor ve %33’ü doğrudan özgüven eksikliği yaşıyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı












Leave a Reply