Dünya Meme Sağlığı Günü’nde Modern Cerrahi ve Erken Teşhisin Önemi
Meme kanseri dünya genelinde her yıl milyonlarca kadını etkiliyor. Türkiye’de ise meme kanseri vakalarının yaklaşık bir çeyreğini oluşturduğu ve her 8 kadından birinde görülebildiği belirtiliyor. Sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve düzenli taramalar, bu hastalığın önlenmesi ve erken tanıda başarı oranlarının artırılması açısından kritik önem taşıyor. Dünya Meme Sağlığı Günü kapsamında Memorial Antalya Hastanesi Meme Cerrahisi Bölümü’nden Op. Dr. Halit Özgül, modern cerrahi yöntemlerinin güvenlik ve estetik sonuçları üzerinde duruyor. Yüzde 90’a varan tedavi başarısı ifadeleri özellikle dikkat çekici bulgular arasında yer alıyor. Türkiye’de meme kanseri genellikle 35–45 yaş grubunda, dünya genelinde ise 45–55 yaş grubunda ortaya çıkıyor. Vakaların çoğu 50 yaş öncesinde tanı alıyor ve erken evrede yakalanan hastalarda tedavi başarı oranı yüksek seviyelerde seyrediyor.
Erken tanı ile tedavi süreci daha kısa ve maliyet açısından avantajlı olabiliyor. İleri evrelerde immünoterapi ve hedefe yönelik tedavilerin yaşam süresini uzatabildiği belirtiliyor. Meme kanserinden korunmada başlıca adımlar şu şekilde özetleniyor: haftada en az üç saat egzersiz, Akdeniz tipi beslenme alışkanlığı, sigara ve alkolden uzak durma, sağlıklı kiloyu koruma, düzenli taramaları aksatmama ve ayda bir kendi kendine meme muayenesi. Gereksiz radyasyon maruziyetinden kaçınılması da vurgulanıyor.
20 yaşından itibaren kontrol ve tarama süreci başlatılmalı. Kendi kendine muayene ve düzenli doktor kontrolleri ile mamografi gibi tarama yöntemleri hastalığın belirti vermeden tespit edilmesini mümkün kılıyor. Uzmanlar, tüm kadınlara 20 yaşından itibaren aylık kendi muayene için hatırlatmada bulunuyor; 40 yaşından itibaren ise risk faktörlerine bağlı olarak mamografi taramaları daha erken yaşlarda da başlayabilir. Erken teşhis, tedaviyi kolaylaştırmakla kalmaz, hayat kurtarıcı nitelik taşır.
Belirtiler arasında memede ele gelen sert ve ağrısız kitle, meme şekli ve asimetri değişiklikleri, ciltte portakal kabuğu görünümü veya çöküntüler, meme başında akıntı ve koltuk altında şişlik yer alıyor. Risk faktörleri ise kadın olmak, belirli yaş aralıkları, aile öyküsü ve BRCA gen mutasyonları, obezite ve hareket eksikliği, sigara-alkol kullanımı, doğum yapmamak veya emzirmemek ve uzun süreli hormonal tedaviler olarak öne çıkıyor.
Cerrahideki seçenekler meme kanserinin tedavisinde merkezi rol oynuyor. Erken evrelerdeki cerrahi müdahaleler hem hayatta kalma oranını hem de yaşam kalitesini etkiliyor. Meme koruyucu cerrahi, tümörü çevreleyen dokularla birlikte çıkarılmasını içerirken, kozmetik avantajı nedeniyle çoğu durumda radyoterapi ile tamamlanıyor. Total mastektomi, meme dokusunun tamamen çıkarıldığı bir seçenektir ve büyük veya odaklı tümörlerde tercih edilmektedir. Modifiye radikal mastektomi sırasında meme dokusuyla birlikte koltuk altı lenf nodları da alınabilir. Sentinel lenf nodu biyopsisi ile ilk lenf nodunun durumu değerlendirilir; temizse geniş diseksiyona gerek kalmaz ve lenfödem riski azalır. Onkoplastik cerrahi ve rekonstrüksiyon kombinasyonu estetik sonuçları iyileştirebilir ve hem kanser kontrolünü hem de psikolojik iyiliği destekler. Kaynak olarak BYZHA Beyaz Haber Ajansı gösterilmektedir.