12 Mart Dünya Böbrek Günü vesilesiyle Türkiye Nefroloji Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Aydın Türkmen, Türkiye’nin kronik böbrek hastalığı tablosunun ciddiyetine dikkat çekti. Erken tanı ve düzenli kontrollerin, hastalığın ilerlemesini durdurmada veya yavaşlatmada kilit rol oynadığını vurguladı. Böbrek fonksiyonları %15’in altına düştüğünde diyaliz veya organ naklinin hayat için hayati seçenekler haline geldiğini belirterek, her yıl yaklaşık 13 bin yeni diyaliz hastası ve 3.500 civarında nakil sayısı olduğunu paylaştı.
Türkiye’de organ bağışında kadavra eksikliği ve bağış oranlarındaki düşüklük dikkat çekici. Batı ülkelerinde nakillerin %90’ı kadavradan yapılırken, Türkiye’de bu oran canlı donörlere dayanıyor. Türkiye’nin 1 milyon nüfusu başına düşen kadavra bağış sayısı 5 iken, ABD ve İspanya gibi ülkelerde 50 seviyelerine ulaşmıştır. Bu fark, toplumsal farkındalığın artırılması gerektiğini gösteriyor.
Donör sıkıntısını aşmak için Çapraz Nakil (Takas Nakli) sisteminin önemi üzerinde duruldu. Doku veya kan grubu uyumsuzluğu nedeniyle nakil yapılamayan ailelerin ulusal bir havuzda bir araya getirilmesinin, nakil sayılarını en az %10 artırabileceği ifade edildi. Ayrıca, beyin ölümü tespit edilen vakalarda aile bilgilendirme sürecinin kolaylaştırılması yönünde yeni yönetmelikler bilimsel açıdan olumlu karşılandı; ancak toplumun bu süreci benimsemesi gerektiği vurgulandı.
Nakille geri dönüştürülen hayatlar hakkında da umut verici bir tablo paylaşıldı. Diyaliz sürecinde anne olma ihtimali biyolojik olarak sınırlı olan kadınlar, başarılı bir nakil sonrası sağlığına kavuşarak yeniden annelik şansını elde edebiliyor. Klinik merkezlerde takip edilen ve nakil sonrası anne olan yaklaşık 200 hastanın bu olumlu örneği teşkil ettiğini belirtti.
Sonuç olarak, erken tanı, bağış bilinci ve nakil sonrası titiz takip ile merkezlerin sağ kalım oranları üzerinden sıkı denetlenmesi, Türkiye’nin böbrek sağlığı politikasının temel taşları olarak öne çıkıyor.
Kaynak: Beyaz Haber Ajansı BYZHA











Leave a Reply