İnfertilite ve Yaşam Tarzı: Kadın Doğurganlığını Etkileyen Faktörler Üzerine Güncel Görüşler
İnfertilite, düzenli ve korunmasız cinsel ilişkiye rağmen gebeliğin gerçekleşmemesi olarak tanımlanır ve günümüzde önemli bir üreme sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkıyor. Ülkemizde de bu alanda başvuruların ve yardımcı üreme tedavilerine olan ihtiyaçların arttığı belirtiliyor. Dünya Sağlığı Örgütü verileri, dünya genelinde yaşamının bir döneminde üreme çağındaki her altı kişiden birinin infertiliteyle karşı karşıya kaldığını gösteriyor. Vakaların yaklaşık yüzde 30’unda kadınlara bağlı nedenler etkili rol oynuyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Gamze Karababa, son dönemde artan kadın infertilitesinde kalıtsal özellikler ve yaşın ilerlemesi gibi doğası gereği değişmez faktörlerin yanı sıra hatalı alışkanlıkların da önemli olduğuna dikkat çekiyor ve obezite, aşırı zayıflık, sigara-alkol kullanımı, hareketsiz yaşam ve sağlıksız beslenmenin üreme sağlığını olumsuz etkilediğini vurguluyor. Söz konusu faktörlerin infertilite riskini azaltmak için sağlıklı yaşam seçimlerinin ne kadar kritik olduğunu belirtiyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Gamze Karababa, anne olmayı zorlaştıran yanlış alışkanlıkları ve uygulanabilir önerileri paylaşıyor.
HAMİLELİK PLANINI SÜREKLİ ERTELEMEK
Günümüzde eğitim, kariyer ve sosyal yaşam nedeniyle kadınlar için hamilelik yaşı giderek ileriye taşınıyor. Ancak üreme sistemi açısından yaşın ilerlemesinin göz ardı edilmemesi gereken önemli bir faktör olduğuna dikkat çekiliyor. Kadınlar belirli bir yumurta rezerviyle dünyaya geliyor ve yaş ilerledikçe yumurta sayısı azalıyor; kalan yumurtalardaki kromozomal bozukluk olasılığı da artıyor. Özellikle 35 yaş sonrası bu düşüş hızlanıyor. Bu nedenle 6 ay boyunca düzenli ve korunmasız cinsel ilişkiye rağmen gebelik oluşmayan 35 yaş ve üstü kadınlar için erken bir hekim değerlendirmesi büyük önem taşıyor. Doğru yaklaşım, yaşın ve bireysel tıbbi özelliklerin ışığında üreme potansiyelini değerlendirmek ve gerektiğinde uygun tedaviyi görüşmektir. Yardımcı üreme tedavilerinin yaşa bağlı etkiyi tamamen ortadan kaldırmadığı da unutulmamalıdır.
SİGARA VE NİKOTİN ÜRÜNLERİ KULLANMAK
Sigara, kadın üreme sağlığını çeşitli mekanizmalarla olumsuz etkiler; yumurtalık dokusuna zarar verebilir, yumurtayı kaybetme olasılığını artırabilir ve gebelik oluşum sürecini uzatabilir. Amerikan Üreme Tıbbı Derneği, sigaranın üreme fonksiyonlarını olumsuz etkilediğini ve yardımcı üreme tedavilerinin sonuçlarını da kötüleştirebildiğini bildiriyor. Elektronik sigaralar da güvenli olarak değerlendirilmiyor. DOĞRUSU: Gebe kalmayı planlayan kadınlar sigara ve diğer nikotin ürünlerinden uzak durmalı, pasif sigara maruziyetinden de kaçınmalıdır.
KİLO KONTROLÜNÜ İHMAL ETMEK
Vücut ağırlığı, hormonal sistemi ve yumurtlama düzeniyle yakından ilişkilidir. Obezite insülin direnci ve hormonal düzensizlikler yoluyla yumurtlama sorunlarını tetiklerken, çok düşük kilolar ve aşırı egzersiz de adet düzensizliği veya yumurtlamanın durmasına neden olabilir. Amaç, hızlı kilo kaybı değil, sağlıklı ve sürdürülebilir bir kiloya ulaşmaktır. Dengeli beslenme ve düzenli egzersiz, genel sağlık kadar üreme sağlığı için de kilit rol oynar.
AŞIRI ALKOL TÜKETMEK
Yüksek miktarda alkol tüketimi, hormonal dengeyi bozabilir ve yumurtlama düzenini etkileyebilir. Hamilelik planı yapan kadınlar için bu nedenle alkol tüketiminin azaltılması veya tamamen bırakılması önerilir; hamilelik oluştuğunda ise alkol alımından kaçınılmalıdır.
HAREKETSİZ YAŞAMAK VE SAĞLIKSIZ BESLENMEK
Sağlıksız beslenme ve yeterli fiziksel aktivite eksikliği, kilo artışına, insülin direncine ve metabolojik bozukluklara yol açarak hormonal sistemi ve yumurtlamayı olumsuz etkiler. Dengeli bir diyetin yanı sıra aşırıya kaçmadan düzenli egzersiz yapmak, ovarian fonksiyonları destekler. DOĞRUSU: Sebze, meyve, tam tahıl, kaliteli protein ve sağlıklı yağlardan zengin bir beslenme modeli benimsenmelidir; işlenmiş ve yüksek şekerli gıdalar sınırlandırılmalı, düzenli fiziksel aktivite korunmalıdır.
DÜZENLİ JİNEKOLOJİK KONTROLLERİ AKSATMAK
Jinekolojik kontroller sadece sorun çıktığında yapılmamalıdır. Adet düzenindeki değişiklikler, uzun süren düzensizlikler, yoğun ağrı, ara kanama veya pelvik enfeksiyon öyküsü gibi durumlar bile hamilelik planlamasında kritik olabilir. İleride planlanan gebelik için bu sorunların erken tespiti büyük önem taşır. DOĞRUSU: Kadınların jinekolojik kontrollerini düzenli yaptırması ve herhangi bir belirti olduğunda hekime başvurması önemlidir.
Kaynak: Beyaz Haber Ajansı (BYZHA)