Anoreksiya Nervoza: Erken Müdahale Hayati Riskler Taşıyan Psikiyatrik Bir Hastalık
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, Anoreksiya Nervoza’nın estetik bir seçim olmadığını ve erken müdahale edilmezse hayati tehlike oluşturduğunu vurguladı. Kilo vermek için takıntılı davranış gösteren bireylerin zaman kaybetmeden bir psikiyatri uzmanına başvurması gerektiğini belirtti. Günümüzde birçok kişinin “daha zayıf olmak” düşüncesine sahip olduğunu söyleyen Erkmen, spor salonlarının her mahallede hatta küçük şehirlerde bile mevcut olduğuna dikkat çekti.
Buraya giden kişilerin çoğunun amaçlarının sadece zayıflamak olmadığını, bunun altında yatan psikiyatrik sorunların olabileceğini ifade eden Prof. Dr. Erkmen, erken tedavinin önemine işaret etti. Ayrıca anoreksinin beyindeki bazı aksamalardan kaynaklanan ciddi bir bozukluk olduğunu belirtti: Anoreksiyada kendini güzel görme fikri genelde huzursuz aile ortamlarından etkilenmiş bireylerde daha sık görülebilir. Bazı kadınların kalçalarını ve göğüslerini küçültme ya da zayıf kalma ideale yönelik davranışlarının, kimi zaman diyetle sınırlı kalmadığını ve kusma ya da aşırı spor gibi yollara başvurulduğunu açıkladı.
30 kilonun altına düşmek, hastaneye yatış gerektirebilecek kadar tehlikeli bir durum olarak vurgulanıyor. Erkmen’e göre, anoreksiya Nervoza’da kilo kaybı başlangıçta yavaş başlayıp giderek hız kazanır ve hastalar hangi gıdanın kaç kalori verdiğini çok iyi bilirler. Ancak bu süreçte temel sorunlar ortaya çıkar: Kusma, ishal veya aşırı fiziksel aktivite gibi yöntemlerle kalori çıkarmaya çalışılır. Hastalar zamanla “daha çok kilo vermem gerekiyor” diye kendilerini kandırabilirler.
Sağlık açısından son derece zorlayıcı olan bu hastalıkta, kaçınılmaz sonuçlar arasında dişlerin aşınması, saçlarda dökülme gibi belirtiler de görülebilir. Diş hekimleri kusmanın yarattığı asidin dişlere zarar verdiğini gözlemleyebilir.
30 kilonun altına düşmek ise özellikle acil müdahale gerektiren durumlar arasındadır ve bu durumda hastanın hastanede tedaviye alınması gerekebilir; bazen zorla besleme yöntemleri de gündeme gelebilir.
Tedavide başarı için hastanın hastalığı kabul etmesi ve tedaviye geç başvurmaması kritik öneme sahiptir. Erkmen, tedavi süresinin ve başarısının hastadan hastaya değiştiğini belirterek, ağır bir tabloyla karşılaşıldığında ameliyat veya beklenmedik sonuçlar doğurabilecek risklerin söz konusu olabildiğini ifade etti. Hızlı ve uyumlu bir tedavi süreciyle, 1-2 yıl içinde iyileşme şansının arttığını belirtirken, ilaçların ve davranışların devam etmesi halinde durumun kötüleşebileceğini vurguladı.