Anoreksiya Nervozada Nedenler, Belirtiler ve Toplumdaki Beden Algısının Etkisi
Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Murat Yusuf Hüseyin, anoreksiya nervozanın kökenleri, belirti göstergeleri ve sağlık açısından taşıdığı riskleri ele alırken beden imgesinin toplumsal dinamiklerle nasıl şekillendiğine dikkat çekti. Her bir yeme bozukluğu kendine özgü özellikler taşır ve bu bağlamda anoreksiya nervozadan başka bozuklukların da altı çizildi. En sık görülen bozukluklar arasında anoreksiya nervoza, bulimiya nervoza ve tıkınırcasına yeme bozukluğu bulunuyor; bunun yanı sıra pika, kaçıngan/kısıtlayıcı gıda alımı bozukluğu ve gece yeme sendromu da değerlendirme kapsamına dahil ediliyor.
Yeme bozukluklarının çeşitlerine değinen Hüseyin, bulimiya nervozanın epizodlar halinde görülen kontrol kaybı ile karakterize olduğuna vurgu yaptı. Kişinin hızlı yemek sonrası telafi edici davranışlar sergileyebileceğini belirtti. Bigoreksiya olarak adlandırılan kas dismorfisi, çoğunlukla sporcular arasında görülen bir kaygı olup kas kütlesini artırma, yağ oranını düşürme hedefine odaklanır. Drankoreksiya, enerji ihtiyacını aşırı alkol tüketimiyle karşılamaya yönelir. Diabulimiya, diyabetli kişilerin insülin kullanımını kilo kontrolü amacıyla bilinçli olarak kısıtlamasıdır. Ortoreksiya nervoza ise sağlıklı beslenme takıntısı ile başlar; yalnızca “temiz” veya “sağlıklı” olarak kabul edilen yiyecekleri tüketme konusunda aşırı kaygıya yol açar.
Anoreksiya nervozada psikolojik, biyolojik ve genetik etkenler birlikte rol alır. Etrafımızdaki duygusal ve fiziksel ihtiyaçları ayırt etmede güçlük yaşayan bireylerde erken dönem bağlanma sorunları, ebeveyn tutumları ve olumsuz yaşam olayları yeme bozukluklarının gelişiminde zemin hazırlar. Aşırı kontrol ihtiyacı ve kimlik arayışı, zamanla çok zayıf olma hedefiyle bağlantılı olabilir.
Beyin görüntüleme çalışmaları, anoreksiya nervozada serebral atrofi ve ventrikül genişlemeleri gibi değişiklikleri gösterebiliyor. Genetik olarak ise ikiz çalışmalarında hastalığın kalıtsallığının %28 ila %74 arasında değiştiği öne sürülüyor. Anoreksiya nervoza ciddi fiziksel ve psikolojik etkilere yol açabilir; birey kendisini olduğundan çok daha kilolu görmeye başlayabilir ve bu durum kilo alma korkusunu artırarak sağlıksız yeme davranışlarını tetikleyebilir.
12–25 yaş aralığındaki genç kadınlarda daha sık görülen bu bozukluğun erkekler ve diğer yaş gruplarında da rastlanabileceğini belirten Hüseyin, uzun süreli beslenme eksikliğinin kalp ritmi düzensizlikleri, low tansiyon, kas kaybı, kemik yoğunluğunda azalma ve hormonal dengesizlikler gibi ciddi komplikasyonlara yol açabileceğini vurguladı. Uzun süreli yetersiz beslenme organ yetmezliklerine ve potansiyel olarak hayati sonuçlara zemin hazırlayabilir.
Çeşitli beden tiplerinin normalleştirilmesi önemli. Multidisipliner bir yaklaşımın gerekliliğini dile getiren Dr. Murat Yusuf Hüseyin, beslenme planının oluşturulması veya gerektiğinde hastane yatışının düşünülmesi gerektiğini belirtti. Bilişsel davranışçı terapi (BDT) ile olumsuz düşünce ve inançlar değiştirilirken, grup terapisi ve yakın çevrenin desteğinin iyileşmeyi hızlandırdığı kaydedildi. Sağlıklı beden algısı kazanımı, dengeli beslenme alışkanlıkları ve kendine karşı şefkatin geliştirilmesi bu sürecin odak noktaları olarak öne çıkıyor.
Medya ve sosyal medyanın etkisiyle toplumsal beden imajının idealize edilmesinin, gençleri kendilerini başkalarıyla karşılaştırmaya iterek sağlıksız davranışlara sürüklediğini belirtan Hüseyin, toplumsal farkındalık çalışmaları ve farklı beden tiplerinin normalleştirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.