Bağımlılıkla Mücadelede Uluslararası Perspektif: Sevil Atasoy ile Konferans Notları
Üsküdar Üniversitesi nin akademik yılına damga vuran bir konuşma, bağımlılıkla mücadeleye küresel bir bakış açısı kazandırdı. Prof. Dr. Sevil Atasoy’un konuşması, yaşamlarında dört yıllık bir yolculuğa başlayacak öğrencileri selamlayarak başladı ve üniversitenin onların sağlık, eğitim ve kariyer hedeflerinde yanlarında olacağını vurguladı.
Bağımlılık sorunuyla mücadele sadece bugün değil; yüzyıllardır var olan bir dinamik olarak ele alınmalı. Atasoy, bağımlılığın sadece bir güvenlik veya adli mesele olmadığını, bilimsel bir beyin hastalığı olarak tanımlandığını belirtti. Modern dünyada bu hastalıkla baş etmek için tek bir yöntem yetersiz; arz ve talep üzerinden yürütülen küresel denetimin yanı sıra toplumsal farkındalık ve tedavi süreçlerinin entegre edilmesi gerektiğini ifade etti.
Konuşmada, uluslararası sözleşmelerin bağımlılıkla mücadelede temel bir çerçeve oluşturduğu ve bu sözleşmelerin uygulanmasında Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu’nun 13 kişilik denetim ekibiyle yakından çalıştığı hatırlatıldı. Ancak güncel tehditler arasında fentanil gibi tehlikeli maddelerin yayılma riski ve kaçakçılık yöntemlerindeki şaşırtıcı yenilikler bulunduğu da dikkat çekti.
Bağımlılık tedavi edilebilir bir kronik beyin hastalığıdır ifadesiyle, Atasoy tüm tıbbi sektörün bu hastalığı anlamasına ve tedavi edilebilir bir durum olarak görmesini istedi. Beynin ödül mekanizmasının bozulması ya da değişen tüketim alışkanlıkları, davranışsal bağımlılıkların da genişleşmesiyle birlikte gündeme geliyor; sosyal medya bağımlılığı ve diğer davranışsal etkenler bu kapsama giriyor.
Geleceğe dönük olarak, bağımlılığın tek bir nedeni olmadığını vurgulayan hekim, genetik yatkınlık, aile ve arkadaş çevresi ile toplumun genel kabulleri gibi çoklu risk faktörlerinin etkileşimini hatırlattı. Özellikle genç yaşlarda başlanabilen madde kullanımının ileriki yıllarda kronikleşme ihtimalini artırdığına değindi ve 21 yaş öncesinde verilen kararların sağlık ve hayat planlarını nasıl şekillendirdiğini örnekledi.
Konunun pratik yönüne geçilirken öğrencilere somut tavsiyeler sunuldu: uyuşturucunun bulunduğu ortamlar ve pasif maruziyetten kaçınma, uyuşturucu kullanmayan arkadaş çevresi edinme, madde kullananları profesyonel destek almaya yönlendirme ve stresle başa çıkma tekniklerini geliştirme önerildi. Spor, egzersiz, nefes çalışmaları ve dinlenme gibi basit uygulamaların beynin korunmasına katkı sağladığı belirtildi. ‘Beyin bir beyin hastalığıdır’ ifadesiyle mesaj net bir şekilde vurgulandı: Sağlık en değerli hazinedir.
Gözlemlenen küresel tablo, dünyada madde kullanımının artış gösterdiğini, nedenler arasında yoksulluk ve işsizlik gibi sosyal etkenlerin rolünü işaret ederken, esrar başta olmak üzere en yaygın kullanılan maddelerin küresel listede üst sıralarda yer aldığına dikkat çekti. Ayrıca rehberlik ve antidepresan bağımlılığı gibi reçeteli ilaçların da bağımlılık riski taşıdığı uyarısı yapıldı. Bu nedenle ilaçların doğru kullanımı ve denetlenmesi hayati önem taşıyor.
Sonuç olarak Atasoy, bağımlılığın bireysel ve toplumsal sağlık için acil bir meslek olarak ele alınmasını ve genç kuşakların kararlarını destekleyen bir çevre yaratılmasının gerekliliğini vurguladı. Sağlık, güvenlik ve eğitim alanlarında atılacak adımların, bağımlılıkla mücadeleyi güçlendirecek en etkili yol olduğu vurgulandı.