Çocuk Evliliklerinin Nedenleri ve Genç Yaşta Yaşanan Psikolojik Etkiler Üzerine Uzman Görüşü
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl, çocuk evliliklerinin altında yatan dinamikleri ve bu olgunun sonuçlarını ele alıyor. Gelişmekte olan ülkelerde sık görülen bu sorun, Türkiye’de de önemli bir toplum sağlığı meselesi olarak karşımıza çıkıyor. Uzman, dünyada her beş kız çocuğundan birinin evlilikle karşı karşıya kaldığına dikkat çekiyor ve UNICEF verilerine göre evlenen kız çocuklarının oranının erkeklere kıyasla belirgin biçimde daha yüksek olduğunu belirtiyor. Türkiye’nin 18 yaşından önce evlenen çocuklar arasında dünya sıralamasındaki konumu, 2021 verileriyle bakıldığında 87’nci olarak kaydediliyor.
Erken yaşta evlendirilmiş kız çocukları için intihar düşünceleri ve girişimleri gibi ağır psikolojik sonuçlar, bu çocukların yaşamları üzerinde derin izler bırakıyor. Ailelerin sosyo-kültürel baskıları ve töresel gelenekler, çocukların zorla evlendirilmesini tetikleyen başlıca etkenler arasında yer alıyor. Dr. Bingöl, çocuk yaşı ve evlilikle ilgili yaşanan baskıların, genç kızlarda benlik saygısını düşürdüğünü ve depresyon riskini artırdığını vurguluyor. Çocuk yaşında evlenen kız çocuklarının %29’unda intihar düşüncesi, %21’inde ise intihar girişimi gözleniyor.
Çocuk evliliklerinin sonuçları yalnızca bireysel psikolojiyle sınırlı kalmıyor; aile dinamikleri ve toplum yapısındaki kırılmalar da bu süreci derinleştiriyor. Köye, aileye ve topluma yayılan çatışmalar, evliliğe zorlanan çocukların kaçma arayışını ve çoğu durumda aile baskısı altında geri dönme veya cezalandırılma süreçlerini tetikleyebiliyor. Ne yazık ki bazı vakalarda ‘namus’ veya ‘töre’ gerekçeleriyle hayatları son bulabiliyor.
Pek çok farklı sebep erken yaşta evlilikleri tetikliyor; ekonomik baskılar, toplumsal cinsiyet rolleri ve çocukların eğitimlerinden koparılması, bu olgunun başlıca gerekçeleri arasında yer alıyor. Aileler, kız çocuklarını bir yük olarak görmekten buyanmak için evlilik yoluyla maddi kazanç sağlamayı hedefleyebiliyorlar. Ayrıca bazı dini veya kültürel söylemler, evliliği meşrulaştırma çabalarıyla birlikte baskıyı artırabiliyor. Taciz veya tecavüz gibi durumlarda, mağdur çocuklar kendi rızaları dışında evlilik yoluna itilmiş olabiliyorlar. Dr. Bingöl, ailenin eğitim düzeyinin yükselmesiyle erken evlilik riskinin büyük oranda azaldığını da ekliyor.
Sonuç olarak, çocuk evliliği çok boyutlu bir sorun olarak karşımıza çıkıyor ve çözüm için toplumun tüm kesimlerinin ortak ve kararlı adımları gerekiyor. Bu konuya dair farkındalık ve koruyucu politikaların güçlendirilmesi, çocukların geleceğini korumak adına elzemdir. Kaynak: Beyaz Haber Ajansı (BYZHA).