DEHB: Erken Tanı ve Bütüncül Yaklaşım ile Yaşam Kalitesini Artırma

DEHB: Erken Tanı ve Bütüncül Yaklaşım ile Yaşam Kalitesini Artırma

DEHB, çocuklukta başlayıp yaşam boyu sürebilen, dikkat dağınıklığı, dürtüsellik ve hiperaktivite gibi ana belirtilerle kendini gösteren bir nörogelişimsel bozukluktur. Erken fark edilmesi ve kapsamlı tedavi planlarıyla, günlük yaşamda karşılaşılan zorluklar önemli ölçüde azaltılabilir. Memorial Ankara Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Uzm. Klinik Psikolog Eda Atay, bu bozukluğa dair farkındalığın artmasıyla erken müdahalenin önemine vurgu yapıyor.

Günümüzde çocuklar pek çok uyaranla karşılaşıyor ve ekran süresi ile hızlı uyarıcı akışı dikkatin süresini kısaltabiliyor. Bu durum, DEHB belirtilerinin daha belirgin hale gelmesine yol açabiliyor. Aileler, öğretmenler ve uzmanlar artık bu belirtileri daha erken fark edebiliyor ve müdahaleyi güçlendirmek için bir araya geliyor.

Belirti sinyalleri üç ana alanda yoğunlaşabilir: Dikkat Eksikliği ise ayrıntılara odaklanamama, görevi tamamlama güçlüğü, dikkat dağınıklığı ve eşyaların kaybı şeklinde kendini gösterebiliyor; Hiperaktivite durmaksızın hareket etme isteği, aşırı konuşma ve hareketsizlikten kaçınamama olarak gözlemleniyor; Dürtüsellik ise bekleyememe, düşünmeden hareket etme ve başkalarının sözünü kesme olarak görülebiliyor. Bu belirtiler kişinin yaşadığı alan ve şiddet açısından farklılık gösterebiliyor.

Hipoaktif olarak adlandırılan ve sessizce dikkati toparlamaya çalışan çocuklarda bile dikkat eksikliği ortaya çıkabilir; bu nedenle tanı koyarken sadece dikkat eksikliği olanlara odaklanılmamalıdır.

Erişkinlerde DEHB çoğu birey için yaşamın ilerleyen dönemlerinde de devam edebilir. Genelde çocuklukta tanı konulmayan bireylerde ergenlik ve yetişkinlik dönemlerinde belirtiler değişik biçimde ortaya çıkar; hiperaktivite yerini içsel huzursuzluk ve dağınıklığa bırakabilir.

Bütüncül tedaviyle iyi sonuçlar kişiye özel bir plan doğrultusunda ilaçlar ve davranış terapilerini birlikte kullanmayı gerektirebilir. Her çocuk için ilaç şart değildir; belirtilerin şiddeti, yaş ve yaşam alanlarındaki işlevsellik dikkate alınır. Hafif vakalarda davranışsal terapiler ve çevre düzenlemeleri yeterli olabilir. Ancak akademik ve sosyal yaşam etkileniyorsa ilaç tedavisi gündeme gelebilir. İlaçlar beyin kimyasını dengelemeye yardımcı olurken, terapiler öğrenme becerilerini güçlendirmeye odaklanır.

Erken tanı, başarıyı artırır erken müdahale, çocuğun akademik başarısını, özgüvenini ve sosyal ilişkilerini olumlu yönde etkiler. Tedavi edilmezse özsaygı düşüklüğü, başarısızlık ve davranış sorunları görülebilir; erken destek bu zinciri kırar ve potansiyelin sağlıklı bir şekilde ortaya çıkmasını sağlar.

Aile ve öğretmenlerin rolü büyüktür ailelerin danışmanlık alması, çocuğun davranışlarını kasıtlı veya inat olarak görmemesi için önemlidir. Net kurallar, kısa yönlendirme ve olumlu pekiştirme ile öngörülebilir rutinler, çocuğun uyumunu kolaylaştırır. Öğretmenler de DEHB’li öğrencilerin potansiyellerini fark ederek sınıf ortamını buna göre düzenlemelidir. Kısa ve net yönergeler, sık ama kısa molalar ve görsel materyaller, sınıf içi uygulamalarda etkili olabilir. Ayrıca öğrenciyi etiketlemeden, bireysel farklılıklara duyarlı bir yaklaşım benimsenmelidir.

Tepki Ver
Haber Merkezi Yönetici Tüm Yazılar

Kullanıcıya ait herhangi bir sosyal medya veya iletişim bilgisi bulunmamaktadır.

20047 Yazı

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar