Deprem Sonrası Eve Kapanan Gençlerde Psikolojik Tepkiler ve Ailelere Duyulan Rehberlik
Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Serdar Nurmedov, deprem gibi travmaların ardından ailelerin ve gençlerin yaşadığı psikolojik sorunları, bunların nedenlerini ve belirtilerini aktardı. Evden çıkmama davranışı, bazen hayatta kalma mekanizması olarak devreye girer ve bu süreçte insanlar kendilerini güvenli alan olarak evde toplamaya yönelebilirler.
Uzun süre evden dışarı çıkmamanın, her zaman bir ruhsal bozukluğun göstergesi olmadığını, ancak önemli bir risk faktörü oluşturduğunu belirtti. Bu durum depresyon, kaygı bozuklukları, agorafobi veya sosyal fobi gibi sorunların habercisi olabilir; üstelik hayat anlamını yitirme veya umutsuzluk duyguları da bu tabloya eklenirse, müdahale gerekliliği artar.
İlgili çevrenin yaklaşımı konusunda ailelere şu önemli mesajı verdi: çok zorlama veya aşırı izin verme, durumun kötüleşmesine yol açabilir. Aileler, yargılamadan dinleyip duyguları anlamaya çalışmalı, birlikte küçük günlük hedefler belirleyerek hayata dönüş için adım atmaktır; aynı zamanda uzman desteğini teşvik etmek gerekir. Zorlamak yerine destekleyici bir tutum, sürecin sağlıklı ilerlemesini sağlar.
Kişi iki haftadan uzun süredir içe kapanmışsa dikkat edin. Uzun süreli evde kalma ve sosyal hayattan kopma yalnızca psikolojik sorunları derinleştirmekle kalmaz; uyku düzensizliği, iştah değişimleri ve kilo dalgalanmaları gibi fiziksel etkiler de ortaya çıkabilir. Bu belirtiler zamanla artarsa kaygı ve depresyon derinleşebilir ve kişinin özgüveni zayıflayabilir.
Bu tür vakalarda hemen müdahale etmek kritik önemdedir. Eğer kişi iki haftadan daha uzun süredir içe kapanıyor, günlük işlevlerini yerine getiremiyorsa okula veya işe gitmiyorsa sosyal iletişimini kesmişse ya da gerçeklikten kopma hissi taşıyan ifade ve davranışlar gösteriyorsa durum acil değerlendirme gerektirir; özellikle sosyal medya hesaplarını kapatma gibi işaretler gördüğünüzde de hızlı aksiyon almak gerekir.
İlk adımlar ve destek yaklaşımları konusunda, ruhsal durum muayenesinin önemine vurgu yapan Prof. Nurmedov, travmanın etkilerini ve işlevsellik düzeyini ayrıntılı biçimde incelemenin gerekli olduğunu söyledi. Gerekli göründüğünde ilaç tedavisiyle kaygı, uyku bozukluğu veya depresif belirtiler kontrol altına alınabilir. Travmaya odaklı psikoterapiler duygusal yükün işlenmesinde etkili yöntemler olarak öne çıkar; ayrıca kişiyi günlük hayata yeniden katılımına teşvik eden kademeli sosyal aktivasyon planı uygulanabilir.
Aile desteğinin doğru organize edilmesi, sürecin başarısı için kritik öneme sahiptir. Aileye yönelik psikoeğitimlerle, zorlandıkları noktaların ve nasıl destek olunacağı öğretilir. Sonuç olarak, evine kapanan bir birey, tembel ya da isteksiz olmayabilir; travmanın görünmeyen enkazı altında nefes almaya çalışıyor olabilir. Onu anlamak ve desteklemek, yok saymaktan çok daha yapıcı bir yaklaşım sağlar.