Dijital Çağ ve Beyin Sağlığı: Tarhan’dan Bilgilendirici Analiz
Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, NPİSTANBUL Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Beyin Günü kapsamında dijital çağın beyin üzerindeki etkilerini ve yapay zekânın hem fırsatlarını hem de risklerini ele aldı. Ayrıca çocukların dijital dünyada güvenliği ve günlük yaşam alışkanlıklarının beyin sağlığına etkileri üzerinde durdu.
Birçok kişinin günlük yaşamının vazgeçilmezi haline gelen akıllı cihazlar, sosyal medya ve yapay zeka, beyin üzerinde sürekli yeni uyarılar oluşturuyor. Uzun süreli bu uyarılar, dikkat dağınıklığı ve beyin sisinin ilerlemesine zemin hazırlayabiliyor. Tarhan, çocuklar ve gençlerde bu etkiyi daha sık gözlemlediklerini belirterek, ülkelerin dijital maruziyeti azaltmaya yönelik çeşitli sınırlamalar getirdiğini söyledi.
Dijital bağımlılığın kökenleri Bu etki, ekran başında uzun süre oturmanın beyin ödül sistemi üzerindeki etkisine bağlanıyor; kısa süreli ödüllerle tetiklenen bir bağımlılık mekanizması devreye giriyor ve bireyi ekrana bağlayabiliyor. Tarhan, yalnızca yasaklama yerine günlük yaşama spor, oyun, sanat ve sosyal etkinlikler gibi alternatifler eklemenin, çocukların motivasyonunu artırarak ekrana bağlılığı azaltmada daha etkili olduğunu vurguluyor.
Çocukları korumanın en etkili yolu ise kaliteli zaman geçirmekten geçiyor; birlikte oyun oynamak, yürüyüş yapmak, kitap okumak ve sohbet etmek hem aile bağlarını güçlendirir hem de çocukların sosyal gelişimini destekler. Özellikle 6 yaşın altındaki çocuklar için ekranla tanışmanın ebeveyn eşliğinde olması, içerikleri doğru analiz edebilme becerisini kazandırır.
Beyin tek bir bölgeden ibaret değildir yönündeki yaygın yanılgıya karşılık, Tarhan beynin birçok bölgesinin bir arada çalıştığını ve tek bir yönün geliştirilmesinin tek başına yeterli olmadığını ifade ediyor. Günlük yaşamda farklı deneyimler edinmenin ve merak duygusunu canlı tutmanın beynin çeşitli alanlarını sürekli aktive ettiğini belirtiyor.
Duygular ve beyin arasındaki ilişki ise oldukça net: Dış dünyadan gelen uyaranlar önce beyin tarafından işlenir, ardından duygular bu işlemden sonra ortaya çıkar. Mutluluk, güven ve odaklanma gibi hisler beyin kimyasallarının etkileşimiyle şekillenir ve kalbin bu süreçte yalnızca bedensel yansımaları temsil eder.
Sezgiler geçmiş deneyimlerin ürünü olarak açıklanabilir; deneyimli kişiler hızlı kararlar verirken, bu sezgiler uzun yıllar boyunca edinilmiş bilgi ve deneyimlerin bilinçdışı birleşimidir. Pek çok bilimsel keşif de bu süreçlerin sonucunda doğmuştur.
Yapay zekâ ve beyin Yapay zeka hızla bilgiye erişim sağlayabilir; ancak insan niyetlerini, duygularını ve yaşam deneyimlerini tam olarak kavrayamadığı için kendi kararlarını insan yerine geçiremez. Zekânın bu dönüşümünde etik kuralların belirlenmesi, bilgi kirliliği ve yönlendirme risklerini azaltmada hayli kritik rol oynar. Gençlerin yapay zekâ ile kurduğu ilişki sağlıklı sınırlar içinde kalmalıdır; çünkü tamamen dijital iletişime yönelmek yalnızlığı ve gerçeklik algısında bozulmayı tetikleyebilir. Böyle durumlarda yapay zekâ, karar verici değil, insanların işini kolaylaştıran bir araç olarak düşünülmelidir.
Günlük yaşamda uygulanabilir öneriler Beyin sağlığını korumak için sadece ileri yaşlar için değil, çocukluktan itibaren pratik adımlar atmak gerekir. Anlık haz veren davranışlardan kaçınmak, anlamlı hedefler belirlemek, üretken olmak ve sosyal ilişkileri güçlendirmek uzun vadeli yaşam doyumunu artırır. Beynin esnekliğini korumak için konfor alanından çıkmak; yeni şeyler öğrenmek, farklı insanlarla tanışmak, yeni hobiler edinmek ve günlük alışkanlıklarda küçük değişiklikler yapmak yeterlidir. Uyku kalitesi ise beyin temizliğinin en önemli parçalarından biridir; iyi uyku beyin hücrelerini korur ve kronik stresle mücadelede etkilidir. Omega-3 zengini gıdalar gibi besinler de beyin sağlığını destekler. Sonuç olarak anlamlı sosyal ilişkiler, ruh sağlığı ve bilişsel işlevlerin uzun süre korunması için temel unsurlar arasındadır.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı