Diyabetin Küresel Yükselişi ve Türkiye İçin Önlemler: Yaşam Tarzı Değişikliklerinin Önemi
Günümüzde sık görülen kronik hastalıklardan biri olan diyabet, yaşam kalitesini ve genel sağlığı önemli ölçüde etkiliyor. Kandaki glukoz seviyesi yükseldiğinde idrarda tatlılık hissedildiğini ilk kez tanımlayan Mısırlılarla bağlantılı olarak diyabetin tarihsel kökenleri üzerinde duruluyor. Anadolu Sağlık Merkezi’nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Fulya Akın, yıllardır bilinen bu hastalıkta düzenli takip, sağlıklı beslenme, yeterli fiziksel aktivite, stres yönetimi ve ideal kilo ile hastalığın riskinin azaltılabileceğini ifade ediyor. İnsülin direnci, insülin eksikliği veya her ikisinin birden ortaya çıkmasıyla görülen ve yüksek kan şekeriyle seyreden diyabet, dünya genelinde önemli bir halk sağlığı sorunu olarak kabul edilmeye devam ediyor. Türkiye’de 20 yaş üzeri her 100 kişiden yaklaşık 15’inin diyabetli olduğu tahmin edilirken, 2045’te diyabetli kişi sayısının 700 milyona ulaşabileceği öngörülüyor. Türkiye’nin Avrupa’da diyabetli nüfusu açısından üçüncü sırada yer alacağı ve 2045’e gelindiğinde dünyanın en yüksek diyabetli nüfusuna sahip ilk 10 ülke arasında kalacağı belirtiliyor.
Tip 1 diyabette insülin tedavisi zorunlu Diyabetin temel olarak Tip 1 ve Tip 2 olarak iki farklı türden oluştuğu ifade ediliyor. Tip 1’de genetik yatkınlıkla birlikte çevresel tetikleyiciler de hastalığın ortaya çıkmasına yol açabilir ve pankreastan insülin üretiminin son bulmasına neden olabilir. Bu nedenle Tip 1 diyabette insülin tedavisi hayatta kalabilmek için zorunludur. Öte yandan Tip 2, çoğunlukla yaşam tarzı, obezite ve hareketsizlikle ilişkili olup vücudun insülini yeterince kullanamamasıyla karakterizedir. Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve kilo kontrolü gibi yaşam tarzı değişiklikleriyle Tip 2 diyabetin önlenmesi ve mevcut durumun kontrol altında tutulması mümkün olabilir.
Amputasyonların önde gelen nedeni: Diyabet Diyabete bağlı olarak ayaklarda kesilme işlemlerinin, trafik kazalarından sonra en sık görülen nedeni olduğuna dikkat çekiliyor. Bu durum, hastalığın ciddiyetinin asla küçümsenmemesi gerektiğini gösteriyor. Diyabet, böbrek yetmezliğinin önemli sebeplerinden biri olarak bilinirken sık idrara çıkma, aşırı susama, iştah artışı, halsizlik ve ağız kuruluğu gibi belirtiler de görülebilir. Tedavi edilmediğinde böbrekler, damarlar ve kalp başta olmak üzere birçok organı etkileyebilir ve kalp-damar hastalıkları riskini üç katına kadar artırabilir. Yetişkinlerde körlük ve ciddi dolaşım bozuklukları da diyabetin etkileri arasında sayılır.
Kaynak: Beyaz Haber Ajansı (BYZHA)