Erken Tanı ve Farkındalıkla Kanserle Mücadelede Yeni Tarama Perspektifi

Erken Tanı ve Farkındalıkla Kanserle Mücadelede Yeni Tarama Perspektifi

Günümüzde kanserde erken teşhis ve farkındalık, mücadelede en güçlü araçlar olarak öne çıkıyor. İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Emine Yıldırım, bilimsel veriler ve uluslararası kılavuzlar doğrultusunda tarama programlarının, meme kanseri, kolorektal kanser, rahim ağzı kanseri ve prostat kanseri gibi başlıca türlerde etkili olduğuna dikkat çekti. Erken tarama sayesinde hastalığın erken evrede saptanması ve tedavi başarısının artması mümkün.

“Kanserden korkmaktansa geç kalmaktan korkmalıyız” diyen Yıldırım, düzenli taramaların bilinçli bireyler ve güçlü bir sağlık sistemiyle desteklendiğinde, bugün yapılacak bir taramanın yarının hayatını kurtarabileceğini ifade etti. Dünya Kanser Günü için yaptığı açıklamada, erken teşhisin önemine vurgu yapan hekim, her bireyin kanser yolculuğunun kendine özgü olduğuna değindi.

Uluslararası Kanser Kontrol Birliği öncülüğünde her yıl kutlanan Dünya Kanser Günü’nün amacı, toplumun birlikte hareket ederek kanserle mücadelede farkındalığı artırmaktır. Bu çerçevede, tarama programlarının, özellikle meme kanseri ve kolorektal kanseri gibi yaygın kanser türlerinde, hastalığın erken evrede saptanmasına olanak tanıdığı belirtildi. Yıldırım’a göre tarama sadece bireysel bir tercih değildir; toplum sağlığını doğrudan etkileyen koruyucu bir hizmettir.

Kadın sağlığı açısından meme kanseri, en sık görülen kanser türlerinden biri olmaya devam ediyor. Her 8 kadından birinin yaşamının bir döneminde bu hastalıkla karşılaşması olasılığı bulunuyor. Ancak erken tanı ile meme kanseri, bugün büyük oranda tedavi edilebilen bir hastalık haline gelmiştir. Ana hedef, hastalığı erken evrede yakalamak ve kadının yaşam kalitesini, beden bütünlüğünü korumaktır.

Tarama programlarının getirdiği katkı sadece erken teşhis değildir; bazı kanser türlerinde tarama, gelişimi tamamen önleyebilecek düzeye ulaşabilir. Meme ve kolorektal kanserleri için tarama, toplum sağlığı açısından temel bir koruyucu hizmet olarak görülmelidir. Yıldırım, taramanın etkili olduğu başlıca dört kanser türünü belirterek, uygun tarama modellerinin bu hastalıkların erken tespisini kolaylaştırdığını belirtti.

Meme kanseri için 40 yaşından itibaren yıllık tarama bankasının temelini oluşturduğunu ve ek riskleri olanlarda mamografiye ek olarak ultrasonografi kullanımını önerdi. Ulusal programlar kapsamında 40–69 yaş arasındaki kadınlara iki yılda bir mamografinin önerildiğini, fakat güncel bilimsel bakış açısında yıllık takibin esas kabul edildiğini belirtti.

Kolorektal kanser taraması ise 50 yaşından itibaren başlamalıdır. İkili tarama yaklaşımıyla, gaitada gizli kan testinin iki yılda bir ve kolonoskopinin ona göre 10 yılda bir uygulanması, poliplerin erken saptanıp çıkarılmasını mümkün kılar. Bu sayede kanser oluşmadan önce tedbir alınabilir.

Kanserde korunmada bireysel sorumlulukların önemi üzerine vurgu yapan Yıldırım, sağlıklı beslenme, ideal kilonun korunması, düzenli fiziksel aktivite, sigara ve alkol kullanımından kaçınma, güneşten korunma ve düzenli kontrollerin riskleri azalttığını ifade ediyor. Aile öyküsü olanlarda ise tarama gibi önlemlerin daha erken yaşlardan başlaması ve gerektiğinde genetik danışmanlıkla sürecin desteklenmesi öneriliyor.

Sonuç olarak, kanserden korkmak yerine geç kalmaktan korkulması gerektiğinin altını çizen Doç. Dr. Emine Yıldırım, bugün yapılacak bir taramanın yarın hayat kurtarabileceğini belirtti. Dünya Kanser Günü teması olan “Eşsiz Olanla Birleşmiş” de bu ortak bilincin altını çiziyor; her bireyin hikayesi farklı olsa da çözümler, toplumsal dayanışma ile mümkün olur.

Tepki Ver
Haber Merkezi Yönetici Tüm Yazılar

Kullanıcıya ait herhangi bir sosyal medya veya iletişim bilgisi bulunmamaktadır.

19304 Yazı

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar