Göç Yönetiminde Yapay Zeka: Verimlilik, Gizlilik ve Haklar Arasında İnce Denge
Günümüzde yapay zeka uygulamalarının göç süreçlerini biçimlendirdiği çok sayıda alan bulunuyor. GöçNet benzeri sistemler, binlerce yabancının kaydını tek bir ağ üzerinde tutarken, kamu kurumlarıyla entegrasyonlar kuruyor. Ayrıca YİMER 157 çağrı merkezi, yapay zekanın konuşma tanıma yetenekleriyle yedi dilde hizmet sunuyor. Türkiye’nin biyometrik kapasitesi, kendi algoritmasını geliştiren dünyanın birkaç ülkesinden biri hâline getiriyor; bu tablo, güvenlik ve kimlik doğrulama ihtiyaçlarını karşılamaya odaklı bir ekosistemi işaret ediyor. Ancak dijitalleşmenin ardında yatan şeffaflık ve hesap verebilirlik eksikliği, riskleri de beraberinde getiriyor.
Yapay zeka destekli sistemler, göç süreçlerinin farklı aşamalarında etkili kullanılsa da ölçülü denetim olmadan ayrımcılık ve veri ihlalleri gibi tehlikeler doğurabiliyor. Dünya genelinde, örneğin Frontex drone’ları ve ABD’nin ototonom gözetim kuleleri, göç akışlarını izlemek için teknolojiyi kullanıyor. Birçok ülkede içeriklerin doğruluğunu teyit etme konusunda yaşanan zorluklar ve belgelere ilişkin kayıt süreçlerinin niceliksel olmaktan çok niteliksel sahaya odaklanması, hatalı kararlar riskini artırıyor.
Algoritmalar tarafsız değildir başlığı altında verilen uyarılar, yüz tanıma teknolojisindeki hataların belirli kırmızı hatlar üzerinden değerlendirildiğini gösteriyor. Koyu tenli bireylerde yanılma payının açık tenli bireylere göre belirgin ölçüde daha yüksek olması gibi durumlar, adil olmayan sonuçların doğmasına zemin hazırlıyor. Bu bağlamda, bazı ülkelerde vatandaşlık veya bölgesel kimlik göstergeleri gibi değişkenlerin dolaylı yollarla ayrımcılığı körüklediği belirtiliyor. Türkiye’de Milli Biyometrik Sisteminin yüksek hassasiyet ve doğruluk oranları paylaşılırken, bağımsız denetim sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılıp paylaşılmadığı konusunda soru işaretleri sürüyor.
Biyometrik veriler ve siber güvenlik açısından bakıldığında, sızıntılar sadece bireyleri değil, onların ailelerini ve ülkelerini de riske atıyor. Biometrik veriler bir kez ihlal edildiğinde, bu bilgiler yaşam boyu bir güvenlik tehdidi olarak kalabiliyor. Bu durumu somut örneklerle görmek mümkün: 2022 yılında ABD Göçmenlik Dairesi’nde yaşanan bir hata, binlerce sığınmacının bilgilerinin genel erişime açılmasına yol açtı ve bunun uluslararası yasal sonuçları değerlendirildi. Ayrıca merkezi depolama alanları ve taşeron firmalar, güvenlik açıklarının ana kaynağı haline geliyor; devasa veri tabanlarının güvenliğini sağlamak için bağımsız denetimin önemi giderek daha belirginleşiyor.
Uluslararası hukuk ve gelecek öngörüleri kapsamında, göç ve iltica uygulamalarıyla ilgili yapay zekâ politikalarının bazı ülkelerde “yüksek riskli” olarak sınıflandırıldığına rağmen, sığınmacılar için hala bazı yasaklı teknolojilerin mevcut olması dikkat çekiyor. Geri göndermeme ilkesi, bireysel değerlendirme gerektirir; bu, teknolojik otoriterlik ile insan hakları arasındaki dengeyi korumak için hayati bir gereklilik olarak görülüyor. Önümüzdeki yıllarda, sahte belge üretimi ve büyük dil modellerinin oturma ve iltica süreçlerindeki kullanımı gibi konular, göç politikalarında daha belirgin bir rol oynamaya aday.
Gelecek adımları ve kurumsal kapasite açıdan, Avrupa Birliği’nin daha büyük bir biyometrik ağ kurma planları ve Türkiye’nin kamu yapay zekâ potansiyelini güçlendirme girişimleri öne çıkıyor. İstanbul Havalimanı’nın biyometrik sistemlerle kesintisiz ve kağıtsız seyahat hedefi, yüz tanıma ile uçuş kabul süreçlerini hızlandırıyor. Ulusal düzeyde ise yüz, iris ve ses tanıma entegrasyonuyla Milli Biyometrik Sisteminin genişletilmesi planlanıyor. Bu alanda 2021-2025 Yapay Zeka Stratejisiyle hedeflenen sayılar, yüksek hızla ilerleyen bir dönüşümü ima ediyor.
Sonuç olarak, yapay zekâ göç yönetimini daha verimli kılabilir; ancak güvenilirlik, şeffaflık ve hesap verebilirlik olmadan bu araç, hak ihlallerine kapı aralayabilir. Bu nedenle asıl soru, teknolojinin ne kadar hızlı geliştiği değil, bu hızlı ilerlemeye hukuk ve denetim mekanizmalarının nasıl ayak uydurabileceğidir.