Gökyüzünün Mavisi: Devrim Erbil’in Biyografisinden Sinemaya Yolculuk
Çalışmanın odak noktasını, Devrim Erbil’in çocukluk anılarından yetişkinliğe uzanan yaratıcı serüvenin bir belgesel/kurmaca karışımı üzerinden sinemaya aktarılması oluşturuyor. Uygulayıcı yapımcılığını SM Sanat’ın üstlendiği ve Picus Film’in yapımcılıkla desteklediği bu proje, sanatçının yaşamını doğrudan kronolojik anlatımdan çok, içsel duygular ve görsel çağrışımlar üzerinden kurulan özgün bir sinema diliyle ele alıyor. Yönetmenlik koltuğunda oturan Durmuş Akbulut, yaklaşık 120 yıl süren Türk sinemasında kurmacaya dayalı ilk uzun metrajlı ressam filmi olma özelliğini taşıyan bu yapımda, Erbil’in gerçekten yaşadığı anları yeniden inşa etmek yerine, izleyiciyi onun sanat yolculuğuna davet eden alanlar yaratıyor. Bu, sanatçının geçmişine dair kesitleri bir araya getirirken, yaratım sürecinin izlerinde bir tür içsel yolculuk sunuyor ve izleyenleri farklı duygusal katmanlar üzerinden düşünmeye teşvik ediyor.
Geçmişin izinde bir içsel yolculuk hikâyesi Filmin odak noktası, Erbil’in atölyesine gelen gizemli bir telefonla başlayan ve Balıkesir’in çocukluk topraklarına uzanan bir içsel yolculuk. Sanatçının erken dönemdeki bakış açısını şekillendiren bu anlatı, İstanbul’un kuşbakışı manzaraları ve tarihi yarımadanın doğal ve tarihsel dokusuyla birleşerek, filmin görsel dünyasında önemli bir yer tutuyor. Çekimler Balıkesir, İstanbul, Bodrum ve Kıyıköy gibi çeşitli mekânlarda gerçekleştiriliyor; sanatçının resimlerindeki o kendine has kuşbakışı perspektif, ritmik çizgiler ve hareketli kompozisyonlar sinematografik bir şölen halinde ekrana yansıyor.
Bu yapıt için övgüyle konuşanlar SM Sanat Yönetim Kurulu Başkanı Şengül Oğuz, esere dair görüşlerini şu sözlerle ifade ediyor: “Devrim Erbil: Gökyüzü Öyle Maviydi Ki’, yalnızca bir biyografi çalışması değil; Türk sinemasında bir ressamın dünyasına kurmaca diliyle yaklaşan ilk uzun metrajlı yapım olması nedeniyle dönüm noktası niteliği taşıyor. SM Sanat olarak kendi mirasımızı, çağdaş anlatılarla genç kuşaklara aktarırken bu projeyi önemli bir adım olarak görüyoruz. Resmin durağan estetiğini sinemanın dinamizmiyle harmanlayarak, izleyiciye alışılmışın ötesinde çok katmanlı bir deneyim sunmayı hedefledik. Erbil’in çizgilerinin ritmi ile doğa tutkusunu beyaz perdeye taşıyacak bu çalışma, kültür-sanat ekosistemimize somut ve heyecan verici bir katkı sunuyor. Bu yapımın, sanatın farklı disiplinlerinin birlikteliğinin ne kadar güçlü bir dil oluşturabileceğini bir kez daha kanıtlayacağını düşünüyoruz.” derken, vizyonun uluslararası arenaya taşınması için çalışmalar sürüyor. Gala gösteriminden sonra Balıkesir ve Bodrum’daki özel gösterimler de planlanıyor ve prodüksiyon iki yıl sürecek bir takvimle yol almaya devam edecek. Ardından televizyon ve dijital platformlarda geniş kitlelere ulaşması hedefleniyor. Uluslararası satışlar için yabancı dağıtım şirketleriyle de temaslar sürüyor.