Gölcük’te Enkazın Gölgesinde İz Bırakan İzmirli İtfaiyeciler: 27 Yıllık Hafıza
17 Ağustos 1999’un sabahına uzanan trajedide, İzmir’den Gölcük’e uzanan yardım yolculuğu unutulmaz anılara dönüştü. O gece henüz iki yıllık memur olanlar da dahil olmak üzere, İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi ekipleri enkazların üzerine gitmek için yollara düştü. Meslekleriyle sınandıkları bu süreç, günlerce uyumadan çalışmayı, sevdiklerinden haber alamamayı ve başkalarının acılarına tanık olmayı beraberinde getirdi. Bu anılar, depremden 27 yıl sonra da hafızalarda canlılığını koruyor.
“Çaresizlik insanı yıpratıyor” diyen Ali Hikmet Küçükgül, deprem anında 26 yaşında ve iki yıllık memur olarak görev yapıyordu. Gece nöbetindeyken gelen haberle birlikte ekip hızla Gölcük’e yöneldi. Yaklaşık iki hafta süren çalışma boyunca, büyük bir bloğun enkazında kırk yasa çalışmakla geçirdiği günler, 14 kilogramlık kilo kaybıyla geri dönmesini sağladı. Yaşadıkları, zihninde hâlâ net görüntüler olarak duruyor:
“Enkaz başında çok oturup ağladım” diyen Küçükgül, evinin girişindeki ayakkabılık üzerlerine çöken enkazla birlikte ailesini kaybetmiş insanları düşünürken duyduğu çaresizliğin bir daha unutulmayacağını belirtti. Depremin ardından televizyon karşısında da dönemeyen, görüntüler karşısında kanallar değiştiren biri olarak hafızası, halen bu günleri taşıyor.
“Bir enkaz yoktu, yıkılmış bir mahalle vardı” cümlesiyle sözlerine devam eden Bülent Yanaşık, o günlerde eve dönüş yolculuğunda gördüğü manzaranın alışılmış senaryolardan çok farklı olduğunu paylaştı. Etrafında pek çok ailesi ve dostu olan insanlar, enkaz altında kalmış yakınlarını bulma ümidiyle arkadaşlarını itafiyelere doğru yönlendiriyordu. Ekipler, yine de bir can kurtarma amacıyla hareket ederken, insanlar çaresizlik içinde yardım bekliyordu. Zaman geçtikçe, dinlenme ihtiyacı da azalıyor; yorgunluk ve hüzün, her adımda kendini gösteriyordu.
“İlk baktığımda bir tablo gibi geldi” diyen Abdül Duyulur, eşinin hamile olduğundan ve kızının doğumunun bir ay sonrasına denk gelmesinden bahsedi. Kocaeli Derince’de Tüpraş’ta başlayan yangınla girdiği alanlar, Gölcük’teki enkaz çalışmalarına kadar uzandı. Görülen manzara karşısında nasıl bir yol izleyeceklerini düşününce, tek bir adımla başlanması gerektiğini anladı. Enkaz içindeki bir kadının kocasının kurtarılması için su getirdiğini ve ardından artçı bir sesin kesildiğini hatırlıyor. Yıllar sonra, İzmir’de bir apartmanda karşılaştıkları kadınla bu anıyı paylaşacağını da bilmiyordu.
“Kapalı alana giremedim” diyen Mümin Yavuz ise deprem bölgesinde bir kız çocuğunu canlı olarak kurtarmak gibi umut verici anlar yaşadı. Ancak çoğu an trajik kayıplar ve enkazlardan çıkarılan cansız bedenlerle geçiyordu. Dönüş yolunda yaşanan travma, kokular ve görüntüler, yuvaya dönmenin zorluğunu artırdı. Evine döndüğünde çocuklarına güvenli ve hazırlıklı bir gelecek sunma kararlılığını pekiştirdi; bu yüzden aile bütünlüğünü korumanın ve deprem tatbikatlarının öneminin altını çizdi.