Kadın ve Erkek Beyin Farkları: Tarhan’ın Kadına Yönelik Şiddet ve Eşitlik Üzerine Değerlendirmesi
Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü vesilesiyle kadına yönelik artan şiddet ve kadın psikolojisi konularını ele aldı. Biyolojik farkların toplumsal eşitlikle dengelenmesi gerektiğini vurgulayan Tarhan, kadın ile erkek arasındaki fiziksel ve zihinsel farklılıklar üzerinde durdu.
Destekleyici bir bakış açısıyla bakıldığında, kadının biyolojik olarak belirgin bir güç farkı taşımasına rağmen, hak ve fırsatlar açısından eşitlik hedefinin öncelikli olması gerektiğini belirten Tarhan, beyin fonksiyonlarındaki farklılıkların da karar alma süreçlerini etkilediğini söyledi. Kadın beyni, empati kurma konusunda erkekten daha güçlü olarak görülebilir ve bu durum, çocuklukta bile fark edilebilir bir eğilim olarak örneklendi. Aynı şekilde, sorun çözme stillerinde de iki cinsin benzer ama farklı yaklaşımlar sergilediğini aktardı.
Cinsellik ve duygusal yönelimler konusunda da erkek beyni erotizm odaklı çalışabilirken, kadının romantizme odaklandığını ifade eden Tarhan, bu farkların uzun ilişkilerde davranışları nasıl etkilediğine dair gözlemlere değindi. Erkekler stres altında içe dönük çözümler ararken, kadınlar paylaşarak rahatlama ihtiyacı hissedebilirler; bu durum yanlış anlaşılmalara yol açabildiğini belirtti.
Toplumsal dönüşüm ve aile yapısı ile ilgili olarak, ataerkil düzenin etkileri modern çağın talepleriyle yeniden yazılmalı. Kadınların özgürleşme hareketi zamanla erkek-kadın çatışmasına dönüştüğünde evlilik ve toplumsal yapı olumsuz etkilenebiliyor. Tarhan, yeni bir toplumsal gerçeklik için kadınlık ve erkeklik rollerinin birbirini tamamlayıcı şekilde yeniden tanımlanması gerektiğini vurguladı.
Güvenli ilişkiler için temel mesaj ise şu oldu: Güven, evlilikleri sağlam temellere oturtan en önemli unsurdur. Eşler arasındaki mesafenin doğru dengede tutulması, bireysel sınırların korunması ve karşılıklı saygı üzerine kurulu bir birliktelik, uzun vadeli bağlılığı güçlendirir. Şiddetin kökeninde kişilik yapısının yanı sıra öğrenilmiş davranışlar ve kültürel kodlar da yer alır; bu yüzden erken önlemler ve iletişim odaklı yaklaşımlar önemlidir.
Nordik paradoksu olarak adlandırılan durum, bazı toplumsal cinsiyet eşitliği ilerlemelerine rağmen her ülkede kadına yönelik şiddetin tamamen sona ermediğini gösterir. Tarhan’a göre, Avrupa’nın bazı bölgelerinde ve Türkiye’de görülen oranlar, sadece yasal eşitlik ile açıklanamayacak kadar yüksek olabilir ve bu durum, bireylerin ilişkilerinde empati ve iletişimin güçlendirilmesi gerektiğini gösterir.
Sonuç olarak, eşitlik hedefi sadece haklar değil, sorumluluklar ve iletişimde karşılıklı saygı ile de şekillenir. Tarhan, evliliklerde en büyük yatırıma, birbirlerinden bağımsız olarak birlikte geçirilen kalite zamana vurgu yapar ve kadın-erkek rollerinin birbirini tamamlayıcı bir çerçevede ele alınmasının önemini bir kez daha hatırlatır. Çocuk yetiştirme konusundaki sorumluluk paylaşımı ve şiddetin ilk anında net sınırların konulması; sağlıklı bir ilişkide kilit öneme sahiptir.
Kaynak: Beyaz Haber Ajansı (BYZHA)