Kentlerde Su Yönetimi: İzmir Su Konferansındaki Ufuk Açan Değişimler
İzmir’de düzenlenen Su Konferansı’nın Kentlerde Su oturumunda, kuraklık, artan nüfus ve iklim değişikliği gibi baskılar altında kentlerin su yönetimi tüm yönleriyle incelendi. Oturumda söz alan uzmanlar ve yöneticiler, ulusal verimlilik politikalarıyla yerel uygulamaların nasıl bir araya getirildiğini paylaştı. Moderatörlük görevini İYTE Çevre Mühendisliği Bölümü’nün bir üyesi üstlendi ve panelde Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan su verimliliği biriminin başkanından, İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürü’ne kadar pek çok isim konuştu.
İzmir’de suyun yüzde 74’ü kuyulardan temin ediliyor Gürkan Erdoğan, İzmir’in mevcut su arz tablolarını net rakamlarla özetledi. Ortalama ihtiyaç saniyede 7.500 litreyi buluyor; erken saatlerde bu ihtiyaç daha da yükseliyor ve pik saatlerde bu rakamları karşılamak için çaba sürüyor. Barajlar için ayrılan su seviyeleri, bazı kaynaklarda çok düşük; yaklaşık olarak Tahtalı Barajı ve diğer bazı barajlar hayli düşük kapasitede bulunuyor. Üstelik İzmir’in barajlardan içme suyu tedariki oranı yaklaşık %26 ile sınırlı kalıyor; kent suyunun büyük kısmı kuyular üzerinden karşılanıyor.
Kayıp-kaçakla mücadelede kayda değer ilerleme Erdoğan, kayıp-kaçak oranlarının kent genelinde düşüşe geçtiğini ve yüzde 25,8’e, kent merkezinde ise yaklaşık %24,8’e gerilediğini anlattı. Son bir yılda yaklaşık %2,3’lük bir iyileşme elde edildiğini ve gece saatlerinde gerçekleştirilen kontrollü kesintilerin bu iyileşmede rol oynadığını belirtti.
Yer altı kaynaklarının kritik rolü Kent merkezinin yaklaşık üçte birinin Sarıkız–Göksu kaynakları ile Halkapınar kuyularından beslendiğini kaydeden Erdoğan, yeni kuyularla içme suyu arzında 6,6 milyon metreküp ilave kapasite elde edildiğini söyledi. Halkapınar’da terfi kapasitesi 1.000 liradan 1.500 litre/saniyeye çıkarılarak bu bölgeden alınan suyun %55 artış gösterdiği belirtildi.
Alınan önlemler Tahtalı’yı korudu Nisan itibarıyla park-bahçe aboneliklerinin iptali, kademeli tarife uygulamaları ve gece saatlerinde gerçekleştirilen kesintiler gibi adımların, toplamda 14,2 milyon metreküp su tasarrufu sağladığını ifade eden Erdoğan, kent merkezi için 2024 ile 2025 Ağustos karşılaştırıldığında su tüketiminin %16 daha az olduğunu belirtti. “Bugün kentte sağlanan suyun yaklaşık %30’u bu önlemler sayesinde mümkün oldu; bir adımın bile geç atılması Tahtalı Barajı’ndaki suyun tükenmesine yol açabilirdi” dedi.
Korkmaz: Kaynak odaklı yaklaşım şart Aslıhan Korkmaz ise iklim değişikliğinin tetiklediği sıcaklık artışları ve azalan yağışların, gelecek yüzyılda su kaynaklarında ciddi daralmalara yol açacağını vurgulayarak, artık kaynaktan nüfusa değil, nüfustan kaynağa doğru bakmanın önemini dile getirdi. Su kayıplarını azaltma, atık suyu geri kazanma ve yağmur/ gri su sistemlerini birleştirme çabalarının ulusal politika çerçevesine entegre edildiğini söyledi.
Güneş: Betonlaşma suyla ilişkimizi bozuyor Semiha Güneş, kent planlarında yapılan hatalara dikkat çekerek yağışların toprağa nüfuz edememesiyle yer altı su kaynaklarının zayıfladığını belirtti. Beton yüzeylerin yağışı hızla yüzeyde topladığını ve suyun buharlaşmasına yol açtığını ifade etti.
Elibol: Misafir davranışları su verimliliğinde belirleyici Rıza Elibol, turizmin su tüketimini yalnızca işletme yönetimiyle değil, tüm misafirlerin davranışlarıyla etkilediğini vurguladı. Su verimliliğini destekleyen bir model sunan otelde, misafirlerin duş ve çamaşır değişimi gibi hizmetleri kart sistemiyle yönetmesi ve çeşitli tasarruf teşviklerini paylaşması örnek gösterildi.
İslamoğlu: Sorun bütünsel bir bakış gerektiriyor Doğa ve çevre programları yapımcısı Güven İslamoğlu, su krizinin sadece altyapı meselesi olmadığını, insanların havadaki oksijen ve suyla olan ilişkisini de kapsayan geniş bir ekosistem sorunu olduğunu vurguladı. Doğanın dengesinin korunması için suyun da dahil olduğu bütünleşik bir yaklaşım gerektiğini belirtti.