Lenfoma: Belirti, Risk Faktörleri ve Erken Teşhisin Önemi
Lenfositlerin kontrolsüz çoğalmasıyla ortaya çıkan lenfoma, lenfatik sistemin en sık karşılaşılan kanserlerinden biridir. Dünyada her 100 bin kişiden yaklaşık 6-7’sinde ve 2020 yılında yaklaşık 544 bin yeni vaka olarak bildirilmektedir. Türkiye’de ise bu rakamlar daha yüksek seyredebilmekte ve her 100 bin kişiden 10’unda lenfoma saptanabildiği belirtilmektedir. Ülkede yıllık yaklaşık 10 bin yeni lenfoma vakasının görüldüğü kaydedilmektedir. Bu bilgiler, lenfomanın ülke çapında önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu gösterir. Hodgkin ve Hodgkin dışı olmak üzere iki ana gruba ayrılan bu hastalıkta erken tanı büyük hayati öneme sahiptir. Acıbadem International Hastanesi Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Tülin Tuğlular, erken evrede yakalandığında tedavide başarı oranlarının belirgin şekilde arttığını vurgulayarak “Tedavide amacımız hastalığı tamamen yok etmek, yani tam şifa sağlamaktır. Son iki десят yılda uygulanan immünoterapi ve hedefe yönelik ilaçlar sayesinde tam şifa oranları giderek yükselmekte ve lenfoma artık tedavi edilebilir bir hastalık olarak görülmektedir.” ifadesine dikkat çekiyor. Bu etkenler riski artırabiliyor!
Lenfoma, bağışıklık sistemi için önemli olan lenfositlerde oluşan genetik hasarın enfeksiyonlar ve bağışıklık uyarıcı faktörlerle etkileşmesi sonucu gelişir ve lenfositlerin kontrolsüz çoğalmasıyla ilerler. Genellikle 50-70 yaş aralığında daha sık görüldüğü halde gençlerde, özellikle ergenlik döneminde de rastlanabilir. Yaşla birlikte artan görülme sıklığının yanı sıra cinsiyet de önemli bir risk unsurudur; erkeklerde kadınlara göre yaklaşık 1.5 kat daha sık gözlenir.
Lenfomada birden fazla etken rol oynar. Hemen hemen her bireyde gelişme potansiyeli bulunabilirken, bazı durumlarda risk yükselir: immün yetmezlik, HIV enfeksiyonu, organ nakli geçmişi, otoimmün hastalıklar ve EBV ile Hepatit C gibi enfeksiyonlar artan risk gösterir. Ayrıca genetik faktörler yanında benzen, radyoterapi ve tarım kimyasallarına maruz kalma gibi çevresel etkenler de etkili olabilir. Boyundaki ağrısız şişlik, lenfomanın ilk belirtisi olabilir.
Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Tülin Tuğlular, lenfomada en sık görülen erken belirtinin boyun bölgesindeki ağrısız lenf bezindeki büyüme olduğunu ifade ederken, koltuk altı ve kasık bölgelerindeki benzer şişliklerin de hastalığın erken göstergesi olabileceğini belirtiyor. Lenf bezleri genellikle sert ve lastik kıvamlıdır; ateş, gece terlemesi, halsizlik, iştah kaybı, kilo kaybı ve kaşıntı gibi bulgular da eşlik edebilir. İlerlemiş vakalarda ise genel sağlık durumunda bozulma ve organ fonksiyonlarında sorunlar görülebilir.
“Geçici bir enfeksiyon olabilir” düşüncesiyle geciktirmeyin. Bazı lenfoma türleri yavaş başlangıç gösterebileceği için uzun süre fark edilmeyebilir. Özellikle kış aylarında boyunda gelişen ağrısız şişliğin grip ya da farenjit gibi geçici bir enfeksiyondan kaynaklandığı sanılabilir ve hekime başvuru gecikebilir. Ancak Prof. Dr. Tuğlular, boyundaki ağrısız şişliğin lenfomanın erken sinyali olabileceğini vurgulayarak, 3-4 hafta veya daha uzun süren bu tür şişliklerle birlikte açıklanamayan ateş, kilo kaybı veya gece terlemesi gibi belirtiler gördüğünüzde derhal doktora başvurmanın erken tanı için kritik olduğunu belirtiyor.