Mersin’in Liman Hikâyesi: Bellek Söyleşileriyle Abdullah Ayan’ın Anlatımı
Yenişehir Belediyesi’nin düzenlediği Bellek Söyleşileri serisi Mart ayı konuğu olarak Araştırmacı Yazar Abdullah Ayan’ı ağırladı. Mersin’in bir köyden uluslararası ticaretin merkezi haline uzanan yolculuğunu tarihi belgelere ve örneklere dayanarak aktaran Ayan, özellikle liman projelerine yön veren kararlar ve Osmanlı ile Cumhuriyet dönemlerindeki planlamaların kentin gelişimini nasıl şekillendirdiğini paylaştı.
Beşinci buluşma, kentin kültürel mirasını gelecek nesillere taşımayı amaçlayan program kapsamında gerçekleşti. Etkinlik, Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlendi ve konuşmalar Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ile DEVA Partisi Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen başta olmak üzere çeşitli kamu ve STK temsilcilerinin katılımıyla zenginleşti.
“Kültür ve sanat kent için bellek güçlendiricidir” diyerek açılış konuşmasını yapan Özyiğit, Bellek Söyleşileri’nin kentsel vizyonunun ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı. Pandemi sonrası programların her ay farklı konuklarla devam ettiğini söyleyen Özyiğit, Ayan’ın Mersin’in 1900’lerden bu yana süregelen evrimini anlatacak önemli figürlerden biri olduğunu belirtti. Kentin geçmişini bilmenin, sağlam bir topluluk inşa etmenin anahtarı olduğunun altını çizdi.
“Kültür ve sanat alanında farkındalık yaratıyoruz” diyen Ekmen ise Yenişehir Belediyesi’nin bu alandaki çalışmalarıyla Mersin siyasetinin öne çıktığını ifade etti. Ayan’a olan güvenini ve geçmişe ilişkin bilgi birikimini paylaşmasının kent için ne kadar değerli olduğunu vurguladı. Ayrıca, kütüphanelerle kurulan bağın günümüzde rehber kaynaklarının çeşitliliğine işaret eden konuşmasında, Abdullah Ayan’ın bir aracı referans olarak görülmesini memnuniyetle karşıladığını belirtti.
82 hanelik köyden dünya limanına uzanan süreç başlığıyla Ayan, 17. yüzyıl kayıtlarında Mersinoğlu adıyla geçen köyün, Berdan Irmağı’nın taşıdığı alüvyonlar nedeniyle liman ihtiyacını tetiklediğini anlattı. Başta Kazanlı’da liman kurulmasının hedeflendiğini, fakat bölgenin savunmalı olmaması nedeniyle Karaduvar ve çevresinde çözüm bulunduğunu kaydetti. Osmanlı yönetiminin 19. yüzyılda Mersin’i Anadolu’nun dış ticarete açılan ana kapılarından biri olarak planladığını ifade eden Ayan, İzmir’le karşılaştırarak Mersin’in hinterlandını geniş tutan bir tasarımın benimsendiğini belirtti. Nafia Nazırı Hallaçyan’ın bu plan için önemli bir rol oynadığını, Deliçay ile Müftü Deresi arasında bakım gözeten bir liman tasarımının söz konusu olduğunu kaydetti.
“Liman projesi savaşlar yüzünden sekteye uğradı” diye konuşan Ayan, projenin uygulanabilirlik aşamasına gelince Osmanlı’daki yönetim değişikliklerinin etkisini ve I. Dünya Savaşı’nın bu süreçteki olumsuz etkisini aktardı. TBMM’nin Cumhuriyet öncesi dönemde limanın devlet eliyle yapılması yönündeki kararı ve 1924 bütçesi ile başlayan süreçlerin, Şeyh Said İsyanı nedeniyle ertelendiğini, ardından 1950’li yıllarda hız kazanan çalışmalarla önemli ivme kazandığını belirtti. 1954’te başlayan inşaata 1958’den itibaren gemi kabulünün başladığını ve Mersin Limanı’nın uzun yıllar boyunca Türkiye’nin en derin ve geniş arka sahaya sahip limanlardan biri olduğunu ifade etti.
“Johnson Planı ve kentleşme” bölümünde Ayan, 1930’lu yıllarda ortaya konan Johnson Planı’nın Adana’yı sanayi kenti, Mersin’i dış ticaret merkezi ve Tarsus’u dinlenme ile yaşam alanı olarak tasarladığını kaydetti. Ancak hızlı nüfus hareketlerinin planın uygulanabilirliğini zora soktuğunu hatırlattı. Mersin’in günümüzde kozmopolit yapısının farklı bölgelerden gelen göçlerle şekillendiğini belirtirken, kentin ticaret ve liman kimliğinin bu dinamiklerle güçlendiğini vurguladı.
Bellek Söyleşileri, ülke ve kent tarihine ışık tutacak isimlerle Mersinlilerle buluşmaya devam edecek. Kaynak: Beyaz Haber Ajansı BYZHA