Nilüfer’de Tek Sağlık Sempozyumu: Kentleşme, İnsan, Hayvan ve Çevre Sağlığı
Nilüfer Belediyesi’nin bu yıl dördüncüsünü gerçekleştirdiği Nilüfer Tek Sağlık Sempozyumu’nda, kentleşme politikalarının insan, hayvan ve çevre sağlığı üzerindeki etkileri ele alındı. Açılış konuşmasını yapan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, kent planlamasının koruyucu hekimlik anlayışıyla ele alınması gerektiğini vurguladı. Özdemir, “Tüm canlıların yaşam hakkını savunan bir kent yaratmak istiyorsak, kenti imar eden ve planlayan tüm meslek odalarımız da bu yapının bir parçası olmalıdır” dedi.
Dördüncü yılında bir buluşma
Nilüfer Pancar Deposu’nda gerçekleştirilen sempozyumun teması “Tek Sağlık Yaklaşımıyla Dirençli Kentler ve Kentleşme” oldu. İnsan, hayvan ve çevre sağlığını bütüncül bir bakışla değerlendiren etkinliğe; Başkan Şadi Özdemir ve eşi Nuray Özdemir, belediye başkan yardımcıları, akademik odaların temsilcileri, siyasi parti yöneticileri, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.
“Şehri planlayanlar da sürecin parçası olmalı”
Özdemir, sağlıklı bir yaşamın ancak sağlıklı planlanmış bir kentte mümkün olabileceğini söyledi. Sağlık meslek odalarının yürüttüğü çalışmaya şehir plancılarının ve mimarların da dahil edilmesi gerektiğini belirten Özdemir, kent yönetimi ile sağlık hizmetleri arasındaki benzerliğe dikkat çekti. Başkan, “İnsanıyla, can dostlarımızla, bitkisiyle ve doğasıyla tüm canlıların yaşam hakkını savunan bir kent yaratmak istiyorsak, kenti imar eden ve planlayan tüm meslek odalarımız da bu yapının parçası olmalıdır” ifadelerini kullandı.
Nilüfer topraklarının yüzde 75’inin tarım, orman ve mera alanı olduğuna dikkat çeken Özdemir; taş ocakları, kaçak yapılaşma, Kayapa’da planlanan katı atık tesisi ve İnegazi’deki çimento fabrikası girişimlerine tepki gösterdi. Ruhsat süreçlerinde belediyenin görüşlerinin alınmadığını vurgulayan Özdemir, Nilüfer’i kirletmenin Bursa’yı kirletmek anlamına geldiğini belirterek kentin doğasını savunmaya devam edeceklerini ifade etti.
Özdemir, belediyenin insan ve hayvan sağlığını destekleyen projelerini de anlattı:
“Sağlıklı bir nesil ve kadınların sosyal yaşamda daha özgür olması için çocuklarımızı daha anne karnındayken desteklemeye başlıyoruz. Kapasitesini iki katına çıkardığımız ‘Anne Taksi’ ile hamileleri ve 2 yaşına kadar bebeği olan anneleri hastane randevularına götürüp getiriyoruz. Yeni başlattığımız ‘Nilüfer 95’ projemizle hamileliğin 7’nci ayından çocuk 36 aylık olana kadar ailelerimize uzman rehberliği sunuyor; 72’nci aya kadar kreşlerimizde sağlıklı bir eğitimle büyümelerini sağlıyoruz. Can dostlarımız için ise mevcut çalışmalarımız ve Kuruçeşme’deki yatırımımızın yanı sıra Karacaoba’da 49 bin 500 metrekarelik doğal yaşam ve sahiplendirme merkezimizi hizmete açtık.”
“Çevresel riskler eşit dağılmıyor”
Bursa Tabip Odası Başkanı Dr. Ferda Firdin, ekonomik büyüme ve yapılaşmanın tek başına gelişmişlik ölçütü olamayacağını, pek çok hastalığın temelinde çevresel koşullar ve toplumsal eşitsizliklerin bulunduğunu söyledi. İnsan sağlığının solunan havadan, içilen sudan ve yaşam koşullarından bağımsız düşünülemeyeceğini vurgulayan Firdin, “Bursa’da çevresel sorunların sonuçları toplumsal sınıflar arasında eşit dağılmıyor. Kent planlamasında Sağlık Etki Değerlendirmesi yerleşik bir uygulamaya dönüşmeli ve çevresel riskler mahalle düzeyinde izlenmelidir. Bir kentin gerçek dirençliliği, en güçlü olanların ne kadar korunduğuyla değil, en kırılgan olanların ne kadar güvende olduğuyla ölçülür” dedi.
Ulusal bir merkez ihtiyacı
Bursa Eczacı Odası Başkanı Zekeriya Kolat ise atık ilaç konusundaki çalışmaları anlattı. Kolat, evlerde biriken miadı geçmiş ilaçların bertarafı için ulusal ölçekte bir sistemin bulunmadığını belirterek, “Atık ilaç insan, hayvan ve çevre sağlığını tehdit eden ciddi bir sorundur. Nilüfer Belediyesi ile başarılı bir atık çalışması yürütüyoruz ancak bu sorunun çözümü için Türkiye’de Ulusal İlaç Atık Merkezi kurulması şarttır” ifadelerini kullandı.
“Tek Sağlık tüm politikaların temeli olmalı”
Bursa Veteriner Hekimler Odası Sayman Üyesi Prof. Dr. Burcu Üstüner, iklim krizi, biyolojik çeşitlilik kaybı ve doğal yaşam alanlarının daralmasının doğrudan birer halk sağlığı meselesi olduğunu vurguladı. Üstüner, “Tek Sağlık yaklaşımı tarımdan kentleşmeye, gıdadan yerel yönetimlere kadar tüm kamusal politikaların temelini oluşturmalıdır. Dört meslek odası ve Nilüfer Belediyesi işbirliğiyle dört yıldır düzenlenen bu sempozyum, bilimsel bilginin yerel yönetimle buluşması açısından Türkiye’de tek örnektir” dedi.
Bursa Dişhekimleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dt. Melike Kasap ise ağız ve diş sağlığının genel sağlığın ayrılmaz bir parçası olduğunu belirtti. Kasap, “Sağlığı bütüncül olarak korumak yalnızca bireylerin değil, kurumların ve meslek odalarının da ortak sorumluluğudur. Sağlıklı kentler yalnızca sağlam binalarla değil; sağlıklı bireyler, korunan bir doğa ve güçlü bir birlikte yaşam ilkesiyle inşa edilir” şeklinde konuştu.
Uzmanlar kentsel direnci ve ortak yaşamı tartıştı
Açılış konuşmalarının ardından sempozyum oturumlarla sürdü. Nilüfer Belediyesi Afet İşleri Müdürü Erdinç Çamkerten’in moderatörlüğünü üstlendiği “Kentsel Dirençlilik” oturumunda Prof. Dr. Kamil Salihoğlu ve Uzm. Dr. Muhsin Güllü, “İklim ve Çoklu Krizler Çağında Kentler” başlığıyla sunum yaptı.
Nilüfer Belediyesi Veteriner İşleri Müdürü Güney Kaya’nın yönettiği “Ortak Yaşam” oturumunda ise Vet. Hekim Ahmet Emre Kütükçü ve Vet. Hekim Melike Baysal, “Bozulan Sınırlar ve Ortak Yaşam: Kentsel Yaban Hayatı, Sokak Hayvanları ve Tek Sağlık Etkileşimi” konusunu ele aldı.
Nilüfer Belediyesi Kentsel Tasarım Müdürü Mustafa Yılmaz’ın moderatörlüğünde yürütülen “Riskler ve Gelecek” oturumunda ise Cenk Köklü ve Prof. Dr. Arzu Çahantimur, “Dirençli Gelecek: Ekolojik Şehircilik, Yönetişim ve Politika” üzerine değerlendirmelerde bulundu. Sempozyum, Prof. Dr. Alpaslan Türkkan’ın katılımcıların sorularını yanıtladığı kapanış oturumuyla tamamlandı.