Seferihisar’da Su Tasarrufu ve Baraj Doluluklarında Umut Veren Artış
Kuraklık tehdidinin ve azalan su kaynaklarının etkisi, yerel yönetimlerin tasarruf ve sürdürülebilirlik odaklı politikalarını ön plana çıkardı. Son dönemdeki yağışlar, Seferihisar’da su kaynaklarına ilişkin tabloyu olumlu yönde değiştirdi.
Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından paylaşılan güncel veriler, Seferihisar Barajı’nın sezon kapanışındaki doluluk oranını %16 olarak gösterdi. Yağışların etkisiyle son 30–40 gün içinde baraj seviyesinde yaklaşık %12’lik bir artış kaydedildi ve mevcut doluluk %28’e ulaştı. Yetkililer, mevsim normallerine yakın yağışların devam etmesi halinde bu oranın önümüzdeki günlerde %30–35 bandına çıkabileceğini belirtiyor.
Belediyenin tasarruf odaklı uygulamaları ise bu iyileşmeyi daha anlamlı kılıyor. Akıllı sayaç sistemi ve planlı su yönetimiyle normalde sezonda yaklaşık 8 milyon metreküp olan su tüketimi, 4 milyon metreküpe düşürüldü. Bu sayede mevcut su kaynakları daha verimli kullanıldı ve sürdürülebilirlik açısından önemli bir kazanım elde edildi.
Seferihisar Belediyesi Tarımsal İşler Müdürlüğü yetkilileri, yağışlar ile tasarruf politikalarının birlikte ele alınmasının olumlu sonuçlar doğurduğunu ifade ediyor; özellikle içme suyu ve tarımsal sulama için güvenli bir denge sağlandı. Belediye Başkanı İsmail Yetişkin ise barajlarda görülen artışın sevindirici olduğunu ancak asıl başarıyı tasarruf bilincinin yaygınlaşmasında görüyoruz diyor.
Yetişkin, “Son yağışlar sınırlı da olsa toparlanmayı tetikledi. Ancak gerçek rahatlama, sezon boyunca uyguladığımız kontrollü su kullanımı sayesinde elde edildi. Normalde 8 milyon metreküp civarında gerçekleşen tüketimi 4 milyon metreküp seviyesine düşürdük; bu da ciddi bir tasarruf anlamına geliyor.” diye ekledi.
İklim değişikliği nedeniyle su kaynaklarının önemi giderek artarken, vatandaşlara da tasarruf çağrısı yapıldı. Yağışlar umut verse de suyu korumaya yönelik politikalar ve bireysel duyarlılık kararlılıkla sürdürülmelidir.
Uzmanlar, Seferihisar örneğinde olduğu gibi yağışların tasarruf odaklı politikalarla desteklenmesi halinde kentlerin su açığının kısmen bile olsa kapatılabileceğini, uzun vadede ise daha dirençli ve sürdürülebilir bir su yönetimi modelinin anahtarını oluşturabileceğini vurguluyorlar.