Sevgililik Kültüründeki Değişim: Medya, Şiddet ve Toplumsal Cinsiyet Dinamikleri
Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümü’nden Dr. Berat Dağ, 14 Şubat Sevgililer Günü vesilesiyle sevgililik kavramının dönüşümünü çeşitli boyutlarıyla ele alıyor. Türkiye’de ilişkilerin birbirini tamamlayan ve zaman zaman birbirinin karşıtı olarak görüldüğü bir tablo söz konusu: Uzun süreli, güven ve saygıya dayalı bağlar da mevcutken, kısa süreli birliktelikler de her dönemde varlığını sürdürmektedir.
Toplumsal olarak tarihsel değerler ile yeni kazanımlar bir arada var oluyor. Tarafların kendi bireyselliklerini koruyarak birbirleriyle dengeli ve çoğul ilişkiler kurma biçimleri bugün giderek çeşitleniyor. Bu çeşitlilik, bireyselliğin korunmasıyla şekilleniyor ve ilişkinin dinamiklerinde temel bir rol oynuyor.
Medyadaki erkek temsilleri ve ataerkillik Televizyon dizileri ve dijital platformlarda sıkça karşımıza çıkan “güçlü, sert ve mafyavari” erkek profili, romantik bağlamlarda da etkisini sürdürüyor. Dr. Dağ’a göre, bu tip figürler toplumsal cinsiyet inşasının bir parçası olarak medyanın güçlendirdiği bir süreçle sürekli yeniden üretiliyor. Medya bu akışı pekiştiren başlıca mekanizmalar arasında yer alıyor ve bu durum, bu tür rollere aşina olan bireylerin hayatın diğer alanlarında da baskı veya sömürü riskini artırabiliyor.
Şiddet ve hiyerarşi temelli ilişkiler Gençlerin partner seçimlerinde “güçlü ve baskın” erkek imgesinin etkisi giderek belirginleşiyor. Bu durum, mevcut toplumsal zeminde zaten artış gösteren şiddet ve hiyerarşik dinamikleri güçlendiriyor ve ilişkilerin sağlıksız biçimde sürmesine zemin hazırlıyor. Taklit yoluyla çoğalan bu davranışlar, ilişkileri olumsuz yönde etkiliyor ve sevgiyle hareket etmeyi zorlaştırıyor.
Mafyatik veya toksik modellerin çekiciliği Bazı ilişkilerde şiddet ve hiyerarşi yükseklik kazanırken, bu tür dinamiklerin “çekici” bulunması, normalleştirme süreçlerini hızlandırabiliyor. Toplumsal kurumların güçlü erkeklik ideallerini meşrulaştırması uzun vadede dengeli ve adil ilişkilerin önünde bir engel oluşturuyor.
Date kültürü ve ilişkiler Yeni randevulaşma pratikleri, tarafların birbirine karşı hislerini daha net anlama imkanı sunsa da, aşırılıklar ilişkilerin sağlığına zarar verebiliyor. Anlık haz peşinde koşan yaklaşımlar, ilişkinin araçsallaştırılmasına yol açabilir ve bu da karşılıklı güveni zayıflatabilir. Bu bağlamda, dengeli iletişim ve ölçülü tutumlar önemli rol oynamaktadır.
Toplumsal yalnızlığa karşı direnç Flört ve sevgililik gibi kavramların artması, toplumsal yalnızlığın göstergesi olarak da okunabilir. Ancak bu süreç aynı zamanda insanların birbirleriyle daha anlamlı etkileşimler kurmaya çalıştıkları bir direnç göstergesidir. Bu direncin, siyasi ve ekonomik yapılarla nasıl ilişkilendiği ise hâlâ derinlemesine ele alınmayı bekliyor.
Gençlerle iletişimin önemi Gençleri anlamadan onlara değer aktarmanın mümkün olmadığını belirten Dr. Dağ, yatay ve güven temelli bir iletişim zemininin önemine vurgu yapıyor. Gençlerin hangi araçlar, modalar ve sanatlarla etkileştiğini anlamadan toplumsal değerlerin toplumsallaşması üzerine sağlıklı tartışmalar yürütülemez.
Sonuç olarak, sevgililik kavramının çok katmanlı bir dönüşüm geçirdiğini söylemek mümkün. Bireylerin kendi kimliklerini korurken karşılıklı güven, saygı ve dayanışma temellerini güçlendirmesi, bu dönüşüm sürecinin kilit unsurları olarak öne çıkıyor.