Sosyal Medya ve Yalnızlık: Modern İlişkilerin Dayanıklılık Krizi

Default post image

Sosyal medya ortamlarıyla alakalı görüşlerini paylaşan Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gül Esra Atalay, topluma dönük bir analiz sundu. Sosyal medyada yalnızlığını gidermek isteyen milyonlarca insan var ifadesiyle başlayan konuşmada, bu platformların insanları bir araya getirme misyonuna dikkat çekildi; ancak bazı araştırmalar, bu ağların yüz yüze bağları zayıflatabileceğini de gösteriyor. İnsanların yüz yüze ilişkilerinde gerekli emek ve zaman işaretlerini yerine getiremediğini vurgulayan Atalay, ekranlar üzerinden kurulan bağların yüz yüze iletişimin yerini alamadığını belirtti.

İnsanlar gerçek yakınlık kurmada zorlanıyor dedi Prof. Dr. Atalay; modern toplumun bir “birlikte yalnızlık” durumu yaşadığını ifade etti. Beğeni, emoji veya bir kutlama mesajı gibi hızlı geri bildirimler fazlaca, ama yüz yüze yarım saatlik sohbetler çoğu zaman erteleniyor. Bir araya gelip kahve içelim derdi, çoğu zaman sözde kalıyor ve kolektif çabadan taviz veriliyor.

Derin sohbetler ve uzun soluklu dostluklar için zaman kalmıyor diyen araştırmacı, her gün artan hızın ilişkileri de etkilediğini söyledi. Telefon rehberleri dolu olsa da gerçekten güvenilecek kaç kişi vardır sorusu akıllarda kalıyor. Modern çağın gerçek meselesi, kalabalık içinde yalnızlık olarak ifade ediliyor; Dunbar sayısına göre bir anda sağlıklı iletişim için yalnızca yaklaşık 150 yakın ilişki sürdürülebilirken, günümüzde bu sınır aşılmış durumda. Nitelik, niceliğin gölgesinde kayboluyor.

Toplumsal dönüşüm her kuşağı etkileyebilir diyen Atalay, yalnızca gençlerin sorunu olmadığını belirtti. İleri yaşlılar bile internet akışına kapılıyor; komşuluk ilişkileri yerini emoji alışverişine bırakıyor. Şehirde komşuların adını bilmemek, toplumsal dönüşümün bir göstergesi olarak görülüyor. Bu nedenle sorun yalnızca gençlerle sınırlı bir mesele değildir; tüm kuşaklar için geçerli bir değişim süreci yaşanıyor.

Modern insanın yalnızlığı dışardan fark edilmesi güç bir durum olarak tanımlanıyor. TDK’nin 2024 kelimesi olarak “kalabalık yalnızlık”ı işaret etmesiyle paralel olarak, toplu mekânlarda insanların kendi ekranlarına gömülü olması, gerçek iletişimin baskı altında kaldığını gösteriyor. Yalnızlık, fiziki temasın ve yüz yüze etkileşimin eksikliğiyle büyüyor; güven duymak, başka birine yaklaşmak ve içini dökmek gibi temel ihtiyaçlar bir tercih değil zorunluluktur.

Bildirim sesleri bir dostun sesinin yerini tutmuyor mesajıyla sosyal medyanın faydalarına değinen Atalay, teknoloji sayesinde engellerin kalktığını, yeni toplulukların oluştuğunu ve özellikle göçmenler/azınlıklar için dayanışma imkânlarının harekete geçtiğini ifade etti. Ancak bağların sürdürülebilir olması için yüz yüze temasın ön planda olması gerektiğini, teknolojiye bağımlılığın ise yalnızlığı derinleştirebileceğini belirtti.

Yalnızlık bir sağlık riski olarak görülüyor Prof. Dr. Atalay, WHO’nun bu konuyu uluslararası ölçekte ele aldığını hatırlattı. Yeni raporlarda, sosyal izolasyonun sağlık üzerinde önemli ve fark edilmeyen etkileri olduğu vurgulanıyor. Ülkelerin bu soruna karşı çözüm arayışında yalnızlık bakanlıkları kurduğu durumlar dahi oluştu. En yakınlarımızla yüz yüze buluşmanın ve birbirimizin gözlerine bakmanın yollarını yeniden keşfetmek, yalnızlığı kırmanın anahtarı olarak öne çıkıyor. Çünkü gerçek hayattaki diyalog ekranlardan bağımsız olarak akıyor.

Tepki Ver
Haber Merkezi Yönetici Tüm Yazılar

Kullanıcıya ait herhangi bir sosyal medya veya iletişim bilgisi bulunmamaktadır.

19568 Yazı

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar