Türkiye’de kronik hastalıkların yaygınlığı karşısında tedaviye uyumun artırılması hayati bir konu olarak öne çıkıyor. Dünya Tedaviye Uyum Günü kapsamında Kahramanmaraş’ta gerçekleştirilen etkinlikte uzmanlar, hipertansiyon, diyabet ve obezite gibi hastalıkların kontrol altına alınmaması halinde ciddi komplikasyonlar ve erken kayıplar yaşanabileceğini vurguladı. Moderatörlük görevini üstlenen tiyatro sanatçısı Mert Öner, katılımcıların tansiyon ölçümlerinin yapıldığı bu etkinlikte damarlardaki dengelerin korunmasının önemine dikkat çekti.
Klinik Endokrinoloji ve Diyabet Derneği Başkanı Prof. Dr. Mustafa Araz, Dünya Tedaviye Uyum Günü’nde kronik hastalıklarda tedaviye uyumun kritik olduğunu ifade etti ve bu hastalıkların uzun vadede organlarda hasarlara yol açtığını belirtti. Hipertansiyon ve diyabetin çoğu vakada öncelikli sorunlar olduğunu söyleyen Araz, bu durumun kalp, damar, böbrek ve sinir sistemi gibi pek çok organda etkisini gösterdiğini dile getirdi.
Türkiye’de kronik hastalıkların yaygınlığına değinen Araz, erişkinlerde hipertansiyon oranının yaklaşık %31, diyabetin ise %16 civarında olduğuna dikkat çekti. Kontrol edilen hedef değerlerin ise halen istenenin altında kaldığını ve kronik durumların tedaviye uyumla daha iyi yönetilebileceğini vurguladı. Türkiye’de tedaviye uyum oranının yaklaşık %36 olduğu ve uyumun artmasıyla ölüm ve komplikasyonlarda kayda değer düşüşler elde edileceği öngörülüyor; ölüm oranlarında yaklaşık %21, organ hasarlarında ise %30–%50 aralığında azalma mümkün.
Geleceğe yönelik umut veren hedefler arasında 2030’da tedavi başarısını %50’ye çıkarmak bulunuyor. Araz, diyabette %36,7’den hipertansiyonda %22,2’ye düşen mevcut başarı oranlarını artırarak bu hedefe ulaşmayı planladıklarını ifade etti.
Kalp Damar Hastalıklarından Korunma ve Farkındalık Derneği Başkanı Prof. Dr. Oktay Ergene ise metabolik hastalıkların birbirine bağlı bir zincir oluşturduğunu söyledi. Diyabet, obezite ve hipertansiyonun kontrol altına alınamaması halinde erken ölüm riskinin belirgin şekilde yükseldiğini belirten Ergene, obezite ve glikoz kontrol bozukluğunun bu hastalıkların temel yapı taşları olduğunu vurguladı. Özellikle orta ve ileri yaşlarda bu hastalıkların görülme sıklığının arttığını belirten Ergene, yaşam tarzı değişikliğinin erken önlemler açısından kritik olduğunu ifade etti.
Yaşam süresi ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kazanılmasının önemi üzerinde duran Ergene, hipertansiyondaki ilerleyişin, özellikle ileri yaşlarda artma eğiliminde olduğuna dikkat çekti. Tuz tüketiminin azaltılmasıyla hipertansiyonun kontrolünün kolaylaşacağına işaret eden konuşmacılar, tansiyonun 130/80 mmHg’nin altına indirilmesinin özellikle kalp krizi ve inme risklerini önemli ölçüde düşürdüğünü belirtti.
Etkinlikte ayrıca, Türkiye 2030’da %50 projesi kapsamında 14 derneğin bir araya gelerek hastaların tedaviye uyumunu ve tedavi başarısını artırmayı hedefleyen çalışmalara değinildi. Proje, hipertansiyon ve diyabete odaklanarak, 2030 yılına kadar başarı oranlarını yükseltmeyi amaçlıyor. Bu çaba, dünya genelindeki verilerle paralel olarak hastaların yaşam kalitesini ve sağlık harcamalarını olumlu yönde etkilemeyi amaçlamaktadır.












Leave a Reply