Türkiye Biyoteknoloji Vadisi: Stratejik Büyüme İçin Yeni Ekosistem ve Hedefler
Yaklaşık 2,7 milyon metrekarelik alan üzerinde kurulan ve 4,5 milyar dolar yatırımle hayata geçen Biyoteknoloji Vadisi, bilim ve teknoloji odaklı kalkınmayı önceliklendiren bir vizyon sunuyor. Bu ekosistem, araştırma, üretim, girişimcilik ve sanayi işbirliğini tek çatı altında bir araya getirerek Türkiye’nin biyoteknoloji kapasitesini güçlendirmeyi amaçlar. Biyoteknoloji Sanayicileri Derneği (BİYOSAD) ve Biyoteknoloji İhtisas Organize Sanayi Bölgesi (BİOSB) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ercan Varlıbaş, Türkiye’nin ekonomik sıralamasında 22. sırada bulunduğunu, biyoteknolojide ise 48. olduğunu hatırlatarak hedeflerini paylaştı: “Türkiye’yi 10 yıl içinde biyoteknolojide ilk 10 ülke arasına taşımak” amacı.
Varlıbaş, vadinin yalnızca üretim ve Ar-Ge alanını kapsayan bir yapı olmadığını, aynı zamanda ulusal inovasyon politikalarının uygulanacağı bütünleşik bir ekosistem olduğunu vurguladı. “Biyoteknoloji Vadisi, Türkiye’nin bilim temelli büyüme sürecine yön verecek.” ifadesiyle ekosistemin toplumsal yaşam için bilimsel temeli güçlendireceğini belirtti. Projenin hedefleri arasında 20 bin istihdam, 15 milyar dolar ihracat ve 300 start-up’ın desteklenmesi gibi somut hedefler yer alıyor.
“BİYOTEKNOLOJİ ZENGİNLİK, SAĞLIK VE UZUN ÖMÜR DEMEK” başlığı altında Biotech4SUS Kongresi Gebze Teknik Üniversitesi’nin ev sahipliğinde düzenlendi. Kongrede konuşan Varlıbaş, biyoteknolojiyi sadece bir bilim dalı olarak görmekten öte, ekonomik kalkınmanın itici gücü olarak değerlendirdi. “Dünya çapında bazı insanların 122 yaşına kadar yaşadığı kayıtlardan hareketle, biyoteknoloji sağlık ve yaşam kalitesini artırmanın kapısını aralıyor” dedi. Tarım, sağlık, gıda ve hayvancılık gibi kritik sektörlerde dönüştürücü etkileri olan biyoteknolojinin Türkiye’nin sürdürülebilir büyüme hedeflerinde kilit rol oynayacağını belirtti.
“BİYOTEKNOLOJİ, SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİN KALBİDİR” diye konuşan Varlıbaş, Türkiye’nin biyoteknoloji atılımını artık sanayi ölçeğinin ötesine taşıyarak bilim politikalarıyla uyumlu hale getirdiğini ifade etti. Biyoteknoloji, doğayı taklit etmek yerine doğayla uyum içinde çalışır. İklim değişikliği, gıda güvenliği, sağlık ve enerji verimliliği gibi konular için çözümün biyoteknolojide bulunduğunu vurgulayan Varlıbaş, BİYOSAD olarak kamu, sanayi ve üniversiteleri tek masada buluşturduklarını dile getirdi. Amaçlarının yalnızca üretim yapmak olmadığını, bilimin etik, çevreci ve sürdürülebilir bir zemin üzerinde büyümesini sağlamak ve Türkiye’yi bilimsel kalite ile sürdürülebilirlikte de referans ülkelerden biri konumuna taşımak olduğunu kaydetti.
Varlıbaş ayrıca Biyoteknoloji Vadisi’nin yalnızca ulusal değil, uluslararası ölçekte de etki yaratacağını belirtti. Kore ve Tayvan’da temaslarda bulunulduğunu, Boston’da kongrelerimize katıldıklarını ve gelecek yıl San Diego’da Türkiye Pavilyonu kuracaklarını açıkladı; Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi, Sağlık ve Ticaret Bakanlıkları’nın da sürece dahil olacağını bildirdi.
“YERLİ İLAÇ, TÜRKİYE’NİN BİLİMSEL BAĞIMSIZLIĞI AÇISINDAN KRİTİK DÖNÜM NOKTASI” başlığıyla devam eden konuşmada, İzmir Biyotıp ve Genom Merkezi ile VSY Biotechnology tarafından desteklenen yeni biyoteknolojik ilaç molekülü projesinin laboratuvar aşamalarında olumlu sonuçlar elde edildiğini belirtti. Molekülün izole edilmesi, tanımlanması ve ön klinik testlerde güvenilirliğinin artmasıyla, insanlar üzerinde faz çalışmalarına geçildiğinde üretimin Biyoteknoloji Vadisi’nde yapılmasının hedeflendiğini söyledi. “Kendi molekülünü geliştiren bir ülke, sağlıkta ve bilimde bağımsız olur” diyen Varlıbaş, bunun Türkiye’nin bilimsel bağımsızlığı açısından kritik bir dönüm noktası olduğunu vurguladı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı