Türkiye’de Evlilik ve Solo Yaşam: Dönüşümün İç Yüzü ve Gençlik Üzerindeki Etkileri

Türkiye’de Evlilik ve Solo Yaşam: Dönüşümün İç Yüzü ve Gençlik Üzerindeki Etkileri

Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, evlilik kurumunu yeniden değerlendirirken, bu kurumun günümüzde köklü bir toplumsal dönüşüm yaşadığını vurguluyor. Gelecek yıllarda evlilik artık daha geç kurulan ve daha seçici yaklaşılan bir yapı olarak ortaya çıkıyor; bu da psikolojik boyutun güçlenmesini beraberinde getiriyor. Süleymanlı, dünyada bu değişimin yalnızca ekonomik nedenlerle sınırlı kalmadığını, bireyselleşme ve ilişki algısındaki değişimin de etkili olduğunu belirtiyor. Bekârlığın yükselişi küresele etkiler yaratıyor ifadesiyle The Economist gibi kaynaklar da süreci tanımlıyor; ABD’de 25–34 yaş aralığındaki erkeklerin yarısı ve kadınların yaklaşık yüzde 41’i bugün yalnız yaşıyor. On yıl önce başlayan tek kişilik haneler eğilimi bugün 30 gelişmiş ülkeden 26’sında devam etmekte; 2017 itibarıyla evlenme oranları korunabilseydi dünyada yaklaşık 100 milyon fazla evli çift bulunurdu. Yalnız yaşayanların %60–70’inin aslında bir ilişkinin özlemi içinde olduğu ancak buna uygun bir birliktelik kuramadıkları, modern yaşamın dayattığı solo yaşam biçiminin ise çoğu durumda bilinçli tercihten çok zorunlulukla bağlantılı olduğu belirtiliyor.

Birçok evlilikte boşanma riski Türkiye İstatistik Kurumu’nun son verileri, aile yapısında yaşanan değişimin net göstergelerinden. 2008–2009’da ortalama hanehalkı büyüklüğü 4 iken 2024’te bu rakam 3,11’e gerilemiş durumda. Tek kişilik hanelerin payı 2014’te %13,9 iken şimdi %20’ye yükselmiş bulunuyor. Klasik çekirdek aile oranı 45,7’den 38,6’ya düşmüş; tek ebeveynli aileler %7,6’dan %10,9’a çıkmış. Evlenme hızı binde 8,35’ten binde 6,65’e, boşanma hızı ise binde 1,41’den binde 2,19’a yükselmiş durumda. Sonuç olarak, bugün her üç evlilikten birinin boşanmayla sonuçlandığı görülüyor; bu da evliliklerin sayısal olarak azalırken, tekil yaşamın toplumsal bir gerçeklik olarak yayıldığını gösteriyor.

Kadınların eğitimi, evliliği zorunluluktan çıkarıyor Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, ekonomik göstergelerin yanı sıra sosyolojik ve psikolojik dinamiklerin de bu dönüşümde belirleyici olduğunu ifade ediyor. Kadınlarda eğitim düzeyindeki artış bu süreci yönlendiriyor; 1997’de yükseköğrenimde olan kadın oranı %9,7 iken günümüzde %49’a ulaşmış durumda. Ekonomik ve sosyal bağımsızlık güçlenirken, evlilik artık bir zorunluluk olarak değil, daha çok kişisel bir tercih olarak değerlendiriliyor. Bireyselleşmenin artması ve yaşam süresinin uzaması, evliliğe yüklenen anlamı kökten değiştiriyor.

Gençler aileden bağımsız ama nitelik arayışında Üsküdar Üniversitesi’nin gençler üzerinde yürüttüğü geniş kapsamlı çalışmalar, değerler açısından aileye bakışın hâlâ sevgi, mutluluk ve hayatın anlamı ile ilişkili olduğunu gösteriyor. Gençlerin evleneceklerinde aradıkları temel özellikler arasında güven, saygı, sadakat, uyum ve manevi değerler öne çıkıyor; bu da gençlerin daha temkinli, bilinçli ve nitelikli bağlar kurma çabasını işaret ediyor. Uzun vadeli uyumun önemi vurgulanırken, eş seçimine dair bazı ölçütler de bu yaklaşımı destekliyor: Aynı dine sahip olmak 3,43, benzer sosyoekonomik statü 2,85, aynı siyasi görüş 2,67 gibi oranlar, duygu üzerinden sadece yoğun çekime dayanmayan, uzun süreli uyum arayışını öne çıkarıyor.

Gençler ilişkilerini nasıl kuruyor? Method Research Company ile yapılan “Gençlik, Dijitalleşme ve Yalnızlık” çalışması, gençlerin güven, saygı, sadakat, uyum ve manevi değerlere verdiği önemin artışını gösteriyor. Dijitalleşme ilişkileri hızlandırırken kırılganlaştırdığını da ortaya koyuyor; gençler daha güvenli ve sürdürülebilir bağlar arıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın vurgu yaptığı güçlü aile arzusu ve değişen koşullar altındaki aile yapısının geleceğe dönük etkileri, Prof. Dr. Süleymanlı’ya göre, ekonomik, sosyal ve kültürel boyutlarıyla birlikte ele alınmalı. Evlilik yaşının yükselmesi, evlilik sayısının azalması ve solo yaşamın görünürleşmesi, gençlerin karar süreçlerini yalnızca bireysel tercihlere endekslemiyor; yaşam koşulları ve ilişki uyumu da belirleyici rol oynuyor. Cumhurbaşkanı’nın bu konuya değinmesi, bu konunun çok boyutlu bir yaklaşım gerektirdiğini işaret ediyor.

Tepki Ver
Haber Merkezi Yönetici Tüm Yazılar

Kullanıcıya ait herhangi bir sosyal medya veya iletişim bilgisi bulunmamaktadır.

19611 Yazı

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar