Uzmanlardan Uyarı: Genç Yaşlarda Meme Kanseri Görülme Sıklığı Artıyor

Uzmanlardan Uyarı: Genç Yaşlarda Meme Kanseri Görülme Sıklığı Artıyor

Meme kanseri denildiğinde akla genellikle ileri yaşlar gelse de, güncel veriler bu algıyı değiştirmeye zorluyor. Son dönemdeki istatistikler, özellikle 50 yaşın altındaki kadınlarda meme kanseri vakalarının yükselişe geçtiğini ve hastalığın artık 20’li, 30’lu yaşlarda da görülebildiğini ortaya koyuyor.

Memorial Göztepe Hastanesi Kanser Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, “1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı” kapsamında yaptığı açıklamada, genç yaşın tek başına bir koruma kalkanı olmadığını belirterek, şüpheli durumlarda vakit kaybetmeden uzman görüşü alınması gerektiğinin altını çizdi.

“Yaşım Genç” Diyerek Ertelemeyin

Meme kanserinin görülme sıklığının yaşla doğru orantılı olarak arttığı bilinen bir gerçek olsa da, hastalığın sadece ileri yaşlara mahsus olduğu düşüncesi yanıltıcıdır. 50 yaş altındaki kadınlarda gözlemlenen tanı artışına dikkat çeken uzmanlar, genç kadınların memelerinde fark ettikleri en ufak bir değişikliği “Yaşım genç” diyerek geçiştirmemeleri konusunda uyarıyor.

Hangi Belirtiler Risk Taşıyor?

Memede veya koltuk altında ele gelen yeni kitleler, meme başından gelen kanlı akıntı, ciltte çökme veya çekilme, meme başında içe dönme ve kalıcı şekil bozuklukları mutlaka ciddiyetle ele alınmalıdır. Bu bulguların varlığı her zaman kansere işaret etmese de, teşhis için doktora başvurulması hayati önem taşır. Genç kadınlarda meme dokusunun yoğunluğu nedeniyle doktorlar, mamografinin yanı sıra ultrason gibi tamamlayıcı görüntüleme yöntemlerini tercih edebilmektedir.

Tarama Süreçleri ve Genetik Faktörler

Her genç kadının rutin olarak mamografi çektirmesi gerekmemektedir. Türkiye’de standart tarama programı 40 yaşından itibaren başlamaktadır. Ancak ailesinde erken yaşta kanser öyküsü bulunan veya BRCA1, BRCA2 gibi genetik taşıyıcılığı olan yüksek risk grubundaki kadınlar için tarama süreci daha erken yaşlarda başlatılabilmektedir.

Öte yandan, ailede kanser öyküsünün olmaması genetik riskin tamamen yok olduğu anlamına gelmez. Uzmanlar, ailede birden fazla meme veya yumurtalık kanseri vakası varsa genetik danışmanlık alınmasının hem hastanın tedavi planı hem de aile bireylerinin korunması açısından kritik bir adım olduğunu vurguluyor.

Kişiye Özel Tedavi Yaklaşımları

Meme kanserinin tedavisinde artık tümörün biyolojik, genetik ve moleküler özellikleri belirleyici oluyor. Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, güncel tedavi yaklaşımlarıyla ilgili şunları ifade etti: “Buradaki amaç her hastaya daha fazla tedavi vermek değil; doğru hastaya, doğru zamanda ve uygun tedaviyi uygulamaktır.”

Genç hastalarda tedavi süreci planlanırken sadece kanserin kontrol altına alınması değil; hastanın doğurganlığı, gebelik planları, kemik ve kalp sağlığı gibi yaşam kalitesini etkileyen unsurlar da titizlikle değerlendiriliyor. Hedefe yönelik tedaviler ve antikor-ilaç kombinasyonları, günümüzde hastalığın tekrarlama riskini düşürmek ve tedavi başarısını artırmak için kullanılan önemli yöntemler arasında yer alıyor.

Erken Teşhis Hayat Kurtarır

Meme sağlığında en önemli kural, kişinin kendi vücudunu tanıması ve meydana gelen değişimleri takip etmesidir. “Bu yaşta meme kanseri olmaz” önyargısı, erken tanı şansını azaltan en büyük engellerden biridir. Yaş ne olursa olsun, şüpheli bir bulgu karşısında zamanında hekime başvurmak, tedavi seçeneklerini genişleten en güçlü adımdır.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Tepki Ver
Haber Merkezi Yönetici Tüm Yazılar

Kullanıcıya ait herhangi bir sosyal medya veya iletişim bilgisi bulunmamaktadır.

19890 Yazı

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar