Yaşlılıkla Mücadelede Yaşam Tarzı Psikoterapisi ve Sürdürülebilir Sağlık Yaklaşımı

Yaşlılıkla Mücadelede Yaşam Tarzı Psikoterapisi ve Sürdürülebilir Sağlık Yaklaşımı

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sağlıklı yaşlanma üzerinde durdu. Yaşam süresinin artmasıyla birlikte karşılaşılan sağlık sorunlarının da çoğaldığını belirtti. Özellikle Alzheimer gibi hastalıkların, insanların ortalama ömürleri uzadıkça daha sık görüldüğünü ifade etti. Sağlıklı yaşam biçimini benimseyen bireylerde hastalık riskinin önemli ölçüde azaltılabildiğini vurguladı.

Günümüzde yaşam tarzı psikoterapisi olarak adlandırılan yeni bir yaklaşım üzerinde duran Tarhan, hastalık oluşmadan önce bireye sağlıklı yaşam becerileri kazandırmanın amaçlandığını söyledi. Bu yöntemin, pozitif psikoterapinin bir türü olarak değerlendirildiğini ve duygusal zeka çalışmalarıyla desteklendiğini belirtti. Amacın yalnızca uzun ömür değil, kaliteli bir yaşam sürdürmek olduğunu ekledi.

Beden farkındalığı vurgusuyla eğitimlerin temel taşlarından birinin kişinin kendi bedenini tanıması gerektiğini ifade etti. Kişinin kilo, uyku ve beslenme gibi göstergeleri doğru okumalı ve bu doğrultuda kararlar almalı olduğunu belirtti. Ayrıca zihinsel farkındalıkla ilgili olarak, olaylara verilen otomatik tepkilerin ardında geçmiş kalıplarının etkili olabileceğini dile getirdi. Kendini tanımanın öz bilinç olarak adlandırılan ilk adım olduğunu ve bunun ardından öz yönetimin geldiğini söyledi.

Yalnızlık ve sosyal bağlar konusuna değinen Tarhan, insanın sosyal bir varlık olduğuna dikkat çekti. Günümüzde sosyal ilişkilerin yönetilebilmesi gerektiğini ve bu sayede sağlıklı bir yaşam sürdürülmesinin mümkün olduğunu kaydetti. Yalnızlık bazen bir tercih olabilir; ancak aşırı uygulamanın zarar verebileceğini belirtti.

Beslenme ve yaşam biçimi konusunda Okinawa gibi uzun ömürlü bölgelerdeki ortak özellikleri örnek veren Tarhan, sebze ağırlıklı, bitkisel temelli bir beslenme anlayışının uzun yaşamla ilişkilendirildiğini söyledi. Ayrıca yemeğin doygunluk hissini etkilediğini, aşırı doymuş mideyle ilişkili obezite riskinin azalması için her öğünde hafif bir doygunlukla kalkmanın faydalı olduğunu belirtti. Mikrobiyotanın yediklerle şekillendiğini vurguladı.

Anadolu irfanı ve meditasyon konusuna değinen Tarhan, günlük yaklaşık 20 dakikalık meditasyon süreçlerinin zihni sakinleştirdiğini ifade etti. Mevlana’nın öğretilerinden hareketle içselleştirilen bu uygulamaların kendini gözlemlemesini sağladığını söyledi. Meditasyon sürecinin üç aşamalı olduğunu açıkladı: odaklanan bir kelime üzerinde yoğunlaşma, fiziksel gevşeme ve uygun seslerle desteklenmiş duyusal deneyim. Bu üç unsur bir araya geldiğinde beyin farklı bölgelerinin aynı anda aktive olduğunu belirtti.

Günlük uygulamalar ve toplumsal yaklaşım olarak her gün 20 dakikalık meditasyonun faydalarını tekrar eden Tarhan, kişinin zihnine tamamen odaklanması gerektiğini belirtti. Ayrıca aşırıya kaçan yalnızlığın bencillik ve ben-merkezcilik risklerini beraberinde getirebileceğini sözlerine ekledi. Dozunda uygulanan yalnızlığın faydalı olabileceğini, ama ölçüyü kaçırmanın zararlı olabileceğini ifade etti.

Mutlu evlilik ve duygusal beyin üzerine yapılan çalışmalara değinen Tarhan, evliliğin uzun yaşamla ilişkili olabildiğini ancak bunun, evliliğin huzurlu ve destekleyici bir birliktelik olduğunda geçerli olduğunu belirtti. Kadın beyniyle erkek beyni arasındaki farklılıklar sayesinde duygusal bağların güçlenmesinin, uzun ve sağlıklı yaşama olumlu katkı sağladığını savundu. Evliliğin rekabetten uzak, karşılıklı destek ve ortak hedeflerle yürütüldüğünde yaşam süresini olumlu etkilediğini vurguladı.

Kaynak: Beyaz Haber Ajansı BYZHA

Tepki Ver
Haber Merkezi Yönetici Tüm Yazılar

Kullanıcıya ait herhangi bir sosyal medya veya iletişim bilgisi bulunmamaktadır.

19406 Yazı

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar