Menopoz, vücutta köklü değişiklikler yaratan doğal bir biyolojik süreç olarak ele alınır. Dr. Günay Hajiyeva bu dönemin, overlerdeki folikül rezervinin tükenmesiyle başlayan ve 12 ay adet görmemenin ardından kesinleşen bir süreç olduğunu ifade eder. Genetik yatkınlık, sigara gibi dış etkiler ve gebelik sayısı gibi faktörlerin bu süreci belirlediğini vurgular. Ayrıca menopozun sıklıkla yaşanan bir hayat dönüm noktası olduğunu belirtir; bu dönemde FSH değerlerinin artması ve östrojen ile progesteronun düşmesi ana biyolojik göstergeler olarak öne çıkar. Östrojenin sadece üreme için gerekli bir hormon olmayıp, nöromodülatör rolüyle duygu ve ruh hâli üzerinde de önemli etkileri olduğu, bu değişimin limbik sistemi ve prefrontal korteksteki dengesizliğe yol açtığına dikkat çeker. Bu noktada kadınlar duygu dalgalanmalarını fark edebilir ve bu durum, yaşantılarını yeniden değerlendirme ihtiyacı doğurabilir.
Toplumsal önyargılarla mücadele ederken, menopozun kadının biyolojik ritminin değişmesiyle sınırlı olduğunu ve kişinin değişmediğini belirtir. Bu süreç, psikolojik ve sosyal dalgalarla birlikte ilerler; melatonin, serotonin, adrenalin ve noradrenalin sistemlerinde de değişiklikler söz konusudur. Kadınlar, “Yeniden nasıl başlayacağım?” gibi kaygılarla karşılaşabilir ve bu yükler sosyal faktörlerle desteklenebilir.
Kaygı ve zihinsel süreçlerin etkilenimi ile ilgili olarak, östrojen azaldıkça GABA sisteminde dengesizlik yaşanabileceğini, bunun dürtüsellik ve duyguları baskılamada güçlük doğurabildiğini belirten uzman, serotonindeki dalgalanmaların ise umutsuzluk ve hayattan zevk alamama gibi duyguları tetikleyebileceğini ifade eder. Ayrıca odaklanma güçlükleri ve bilişsel dalgalanmalar da görülebilir.
İlişkilerde görülen değişimlere değinirken, kadının daha tahammülsüz ve çabuk sinirlenen tavrının eşler arasında şaşkınlık yarattığını belirtir. Cinsel yaşamı etkileyen vajinal kuruluk veya ağrılı birleşmeler gibi konuların yanlış anlaşılmalara yol açabildiğini, bunun biyolojik süreçle ilgili olduğunu özellikle vurgular ve iletişimin net olması gerektiğini belirtir.
Pratik stratejiler arasında, öfke dalgasının yaklaşık 90 saniyede yatıştırılması için 90 Saniye Kuralı’nın etkili olduğunu paylaştı. Bir olaya karşı tepkileri erteleyerek sakinleşmeye çalışmak, derin nefes almak ve 1’den 90’a kadar saymak gibi yöntemler limbik sistemi sakinleştirir ve kontrol hissini güçlendirir.
Nefes teknikleri ve duygu yönetimi için doğru nefes alma biçimleri hayati önem taşır. Karınla yapılan nefesle 4-7-8 kuralı uygulanabilir: 4 saniye nefes almak, 7 saniye tutmak ve 8 saniyede vermek; bu, vagus sinirini uyararak parasempatik tepkiyi destekler. Ayrıca duygu günlüğü tutmak da emosyonel düzeni sağlamada fayda sağlar.
Uyku ve sıcak basmaları menopozun sık karşılaşılan etkileri arasındadır. Östrojen eksikliği melatonin dengesini bozabilir; bu da sirkadiyen ritmi etkileyerek uyku bozukluklarına yol açar. Gece terlemeleri ve sıcak basmaları bu durumu tetikleyebilir. Uykuyu düzenlemek için sabit uyku saatleri, yatak odasını yalnızca uyku ve cinsel aktivite için kullanmak ve gece geç saatlerde kafein tüketimini azaltmak önemli adımlardır. Menopoz dönemi, premenopozadan postmenopoza kadar yaklaşık 4–7 yıl, bazı kadınlarda 10–15 yıla kadar sürebilir.
Destekleyici yaklaşımlar arasında mindfulness, pozitif psikoterapi ve bilişsel davranışçı terapi (BDT) gibi yöntemler yer alır. Gerekli göründüğünde ilaç tedavisi de düşünülür. Bu süreçte hobileri ve yaşam tarzı düzenlemelerini yeniden yapılandırmak, uyku hijyenine dikkat etmek ve duygusal dalgalanmaları profesyonel destekle yönetmek, daha sağlıklı bir menopoz deneyimi için temel unsurlardır.
Kaynak: Beyaz Haber Ajansı (BYZHA)













Leave a Reply