HER2-pozitif Meme Kanseri İçin Teranostik Yaklaşımlar: Tb-155/Tb-161 DOTA-Antikor Çifti ile Preklinik Değerlendirmeler
Profesör Dr. Fazilet Zümrüt Müftüler önderliğindeki ekip tarafından yürütülen ve Ege Üniversitesi Nükleer Bilimler Enstitüsü’nde hayata geçen proje, TÜBİTAK 1001 programı kapsamına alınmayı başardı. Projenin amacı, HER2 pozitif meme kanserinde hedefe yönelik tanı ve tedavi stratejilerini ampirik olarak geliştirmek; bu süreçte teranostik bir çerçeve kurmaktır.
Uluslararası iş birliği ile desteklenen çalışma, ABD’deki Alabama Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Suzanne Lapi’nin katkılarıyla yürütülecek. Ege Bölgesi’ndeki farklı üniversitelerin akademisyenleri ise proje süresince kritik katkılar sağlayacak.
Rektör Prof. Dr. Musa Alcı, projenin TÜBİTAK 1001 kapsamında uygun bulunduğunu belirtmiş ve Müftüler ekibini kutlayarak başarılarının devamını dilemiştir. Proje yöneticisi Müftüler, meme kanserinin kadınlar arasında en sık görülen kanser türlerinden biri olduğuna işaret ederek HER2 reseptörünün aşırı ekspresyonunun tümörlerin agresif bir davranış sergilemesine yol açtığını vurgulamıştır.
Giriş kısmında, HER2 hedefli monoklonal antikor temelli yaklaşımların klinik uygulamalarda yüksek özgüllük sunduğunu ancak bireysel yanıtlar ile sistemik yan etkilerin halen önemli sorunlar olduğuna dikkat çekilmektedir. “Sağlıklı dokular radyasyondan korunacak” ifadesiyle, çalışma ekibi amaçlarını netleştirmektedir.
Proje kapsamında, HER2 hedefli bir monoklonal antikorun Terbiyum-155 ve Terbiyum-161 radyonüklidleriyle işaretlenerek tanı ve tedaviyi bir araya getiren yenilikçi radyofarmasötiğin geliştirilmesi hedeflenmektedir. Teranostik çift yaklaşımının, tümör dokusuna özgü görüntüleme ile tedavi etkinliğinin optimize edilmesini ve sağlıklı dokuların radyasyon maruziyetinin azaltılmasını sağlayacağı düşünülüyor.
Çalışma süresince yapılacak radyoişaretleme ve kalite kontrol süreçlerinin ardından geliştirilen bileşikler hem in vitro meme kanseri hücre hatlarında biyolojik etkinlikleri açısından değerlendirilecek; in vivo deneylerde ise sintigrafik görüntüleme, biyodağılımı, internal dozimetri ve tedavi etkinliği incelenecek. Tedavi sonrası tümör yanıtları görüntüleme ve histopatolojik analizlerle değerlendirilecek.
Müftüler, çalışmanın literatürdeki önemli bir boşluğu dolduracağını ve meme kanseri tedavisinde daha güvenli, kişiselleştirilmiş yaklaşımlara katkı sağlayacağını ifade etmiş, elde edilecek sonuçların ulusal ve uluslararası bilimsel literatüre nitelik kazandıracağını belirtmiştir.