Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Sena Kalaz, eleştiri süreçlerinde hedefin kişilik değil davranış olması gerektiğini vurguluyor. Eleştiriyi doğru kullandığımızda bireysel gelişime katkı sağlayabileceğini söyleyen Kalaz, odak noktası olarak davranışın seçilmesi gerektiğini ifade ediyor. Örneğin, “Bu raporda bazı ayrıntılar gözden kaçmış; bunları birlikte kontrol edelim” gibi bir yaklaşım, hem sorunu aynı şekilde kavrarken hem de kişinin kendisini değersiz hissetmesini engeller.
İnsanı etkileyen bu fark, özellikle beyin için önem taşıyor: Kişiliğe yönelik eleştiriler daha yıkıcı olabilir çünkü kimlik ve öz-değerin temel taşıdır. Beyin bu tür tehditleri fiziksel tehlikelere benzer biçimde algılayabilir; bu da savunmaya geçmeyi, utanç ve öfke duygularını tetikleyebilir. Buna karşılık davranış odaklı geri bildirimler, hatayı kişinin kimliğiyle bağlamadan, değiştirilebilir bir durum olarak görmeyi teşvik eder ve öğrenmeyi destekler. Böylece öz-yeterlilik korunur ve gelişim için gereken motivasyon güçlenir.
Birçok insan, tek bir davranış üzerinden kişiliği etiketleme eğilimindedir. Yoğun duygular anında beyin, olayları genelleyerek değerlendirir ve bu da sorumsuz, bencil veya tembel gibi etiketlere yol açabilir. Çocukluk döneminde aile ve okulun iletişim biçimleri bu eğilimi pekiştirebilir. Ancak kişi, davranışı eleştirdiğinde değişim için daha somut adımlar atabilir; bu da kişiliğe yönelik yargıyı azaltır ve iletişimin daha yapıcı olmasını sağlar.
Davranış odaklı geri bildirim, değişim motivasyonunu artırır: İnsanlar kontrol edebilecekleri alanlar hakkında geri bildirim aldıklarında sorumluluk alır, çözümler üretir ve ilerlemeye yol alır. Bunun tersi olan kişiliğe odaklı eleştiri ise çoğunlukla umutsuzluk doğurur ve değişim isteğini zayıflatır. Özellikle çocuklar, çift ilişkileri, ebeveyn tutumları ve iş yaşamında bu yaklaşımı benimseyen daha sağlıklı iletişim kurar.
Sağlıklı eleştiri, empati, saygı ve çözüm odaklı iletişimle mümkündür. Aile içinde yargılayıcı yerine açıklayıcı bir dil kullanmanın önemi üzerinde duran Kalaz, okullarda duygusal farkındalık ve etkili iletişim becerilerinin öğretilmesi gerektiğini belirtir. İş yerlerinde ise geribildirimin yalnızca hata odaklı olmaması, güçlü yönleri de ortaya çıkaran dengeli bir bakış açısıyla uygulanması gerektiğini söyler. Doğru zamanlama, somut örnekler, çözüm odaklı öneriler ve onurunu zedelemeyecek bir dil, etkili eleştirinin temel taşlarıdır. Doğruları ifade etmek yalnızca dürüst olmak değil; karşı tarafın gelişimine katkı sağlayacak, saygılı ve yapıcı bir iletişim diliyle mümkün olur. İnsanlar anlaşıldıklarında değişime daha açık hâle gelirler ve bu zemin, etkili eleştirinin gerçekten uygulanabilir olmasını sağlar.
Kaynak: BYZHA Beyaz Haber Ajansı














Leave a Reply