Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, mavi ışığın çocuklardan yetişkinlere kadar olan beyni nasıl etkilediğini, uyku döngüsünü nasıl şekillendirdiğini ve dijital içeriklerin bu süreçteki rolünü ayrıntılı bir şekilde paylaştı. Gözün retina tabakasındaki ipRGC hücrelerinin doğrudan beynin saat mekanizması olan hipotalamusun SCN kısmına sinyal gönderdiğini belirten Alp, bu süreçte melatoninin baskılanmasının uykunun düzenini değiştirdiğini vurguladı.
Erken yaşlarda mavi ışık maruziyeti, uyku kalitesini çocuk ve ergenlerde daha belirgin şekilde etkileyebilir. Alp, çocukların lenslerinin yetişkinlere göre daha geçirgen olduğunu ve bu durumun retinaya daha çok mavi ışık ulaşmasına yol açtığını söyledi. Ayrıca ergen beyninde prefrontal korteksin gelişimi ile sirkadiyen hassasiyetin bu dönemde kritik olduğunu belirtti. Delayed sleep phase adı verilen gecikmiş uyku başlangıcıyla birleşen mavi ışık, gençlerde uyku kalitesini yetişkinlere kıyasla daha ağır derecede düşürebilir ve bu durum sinaptik budanma süreçlerinin etkilenmesiyle de ilişkilendirildi.
Gün içi yüksek uyarıcı içerikler, beyni sürekli aktif tutarak mental yorulmaya yol açabilir. Alp, mavi ışığın uyanıklığı yapay bir şekilde tetiklediğini ve hızlı dijital akışın dikkatı belirli bir yönlendirme modunda yoğunlaştırdığını belirtti. Bu durum dopamin gibi nörotransmitterlerin hızla tükenmesine ve prefrontal kortekste yürütücü işlevlerin zayıflamasına neden olur; sonuç olarak bilişsel yük artar ve zihinsel yorgunluk kendini gösterir.
Geceleri beyin temizlenme mekanizmasının bozulması, sirkadiyen ritmin zarar görmesiyle mümkündür. Migren veya epilepsi gibi nörolojik durumlarda, fotofobi ve ışığa karşı hassiyetin mavi ışıkla tetiklenebileceğini söyleyen Alp, yüksek kontrastlı ve titreşimli ekranların nöbet eşiğini düşürebildiğini belirtti. Ayrıca beynin gece temizliği olarak adlandırılan glinfatik sisteminin optimal çalışmaması durumunda ertesi gün odaklanma güçlüğü ve kısa süreli bellek üzerinde olumsuz etkiler görülebilir.
Çocukluk döneminde aşırı ekran kullanımı, beyin gelişimini uzun vadede etkileyebilir. Alp’e göre erken çocukluk, nöroplastisite bakımından en dinamik döneme denk gelir. Yoğun mavi ışık ve hızlı dijital uyaranlar ödül sistemi üzerinde erken yaşlarda etkili olabilir; literatür, beyaz madde bütünlüğünde dil gelişimi ve sözel işlemleme alanlarında değişiklikler gösterebileceğini işaret eder. Ancak bu değişiklikler kalıcı olmak yerine gelişimsel yörüngenin farklılaşması olarak değerlendirilmeli.
OSB ve DEHB’li çocuklarda mavi ışığın etkileri kısmen daha belirgin olabilir. Mavi ışıkla tetiklenen yüksek uyanıklık hali, DEHB’li çocuklarda dürtüsellik ve hiperaktiviteyi tetikleyebilir. OSB’li çocuklarda ise mevcut uyku regülasyonunun zorlaşması ve melatonin baskılanmasının ertesi gün duyusal işlemeyi olumsuz etkileyebileceği belirtiliyor.
Filtreler her zaman tek kurtarıcı değildir; dijital hijyen hayati öneme sahiptir. Alp, mavi ışık filtreli gözlüklerin veya ekran filtrelerinin yalnızca yardımcı araçlar olduğunu vurguluyor. Asıl koruma, uykudan en az 1-2 saat önce ekranlarla bağı kesmek ve dijital alışkanlıkları düzenlemekle sağlanır. Böyle bir dijital hijyen yaklaşımı, nörolojik sağlığı korumada filtrelerden daha etkili bir rol oynar.












Leave a Reply