Post Truth Belgeseli ve Sisler Bulvarı’ndan Geçtim: Biket İlhan Üzerine Çarpıcı Bir Akış
Altın Portakal Film Festivali kapsamında Perge Salonu, iki belgesel ile ziyaretçilere ev sahipliği yaptı. Dünyada yapay zekâ kullanılarak hazırlanan ilk belgesel olan Alkan Avcıoğlu imzalı “Post Truth”, seyirciyle karşılaştı. Gösterim, Varşova Film Festivali’nde başlayan yolculuğun Türkiye’deki ilk durağı olarak dikkat çekti. Avcıoğlu’nun, teknolojinin insan ilişkileri ve bilgi bombardımanı altındaki toplum üzerindeki etkilerini irdeleyen çalışması, sahnede bulunan izleyicilerin sorularına yöneldiği bir sohbet eşliğinde sunuldu.
Avcıoğlu, yapay zekâ ile sanatsal üretimin sınırlarını esnetme amacı güttüğünü belirtti. Kullandığı araçları tek bir çatı altında toplammak yerine, her birinin kendine özgü avantajlarından faydalanmayı tercih etti. Kusursuz görüntülerden ziyade, yapay zekânın bozulmuş veya bozuk formunu kucaklayarak dönüştürücü bir aynaya dönüştürdüğünü ifade etti. “Bu bozulmuşluk, çağımızın en çarpıcı yönlerinden biri; sanatsal dilin bu bozuluktan beslenebileceğini düşünüyorum” sözleriyle vizyonunu özetledi.
Bir izleyicinin belgeselin amacıyla ilgili sorusuna karşılık veren Avcıoğlu, teknolojinin tek başına sorunları çözmediğini, zihinlerimizin makineleşmesinin de dönüştürücü bir tehdit oluşturduğunu vurguladı. Çözümün, bireylerin kendi zihinsel modlarını makineleşmekten uzaklaştırmasında yatacağını düşündüğünü ekledi.
Bir diğer belgesel ise aynı salonda, Yönetmen Biket İlhan’ın hayatına odaklanan “Sisler Bulvarı’ndan Geçtim: Biket İlhan” olarak seyirciyle buluştu. Bu yönetmenlik ve müzisyen Mehmet Güreli’nin imzasını taşıyan proje, Attila İlhan’ın eserleriyle sinemaya adım atan bir sanatçının yolculuğunu ele alıyor. Gösterimin ardından İlhan ve kızı Nihan Belgin, seyircilerin sorularını yanıtladı.
Attila İlhan’ın kendisine olan desteğinden bahseden İlhan, güven ve inancın bu yolculuktaki en değerli unsurları olduğunun altını çizdi. Bir belgesel fikrinin duygusal olarak zorlayıcı olmasıyla ilgili düşüncelerini paylaşırken, gelecekte Attila İlhan belgeseli yapmayı arzuladığını söyledi. Nihan Belgin ise annesinin hayatını konu alan projelerde sesinin bu süreçte nasıl yankı bulduğunu, deneyimlerini ve gurur duygusunu samimi ifadelerle aktardı. Belgin, projelerde kendi varlığını görmekten duyduğu memnuniyeti ve ailesiyle paylaştığı bu yolculuğu gördüğünde elde ettiği duyguları paylaştı.
İlhan, gençlere verdiği öğütlerde okumayı ve klasiklerden başlamayı önerdi. Sanatçı olmanın tek olası yolunun olmadığını belirtirken, sürekli üretime açık kalmanın önemini vurguladı. Oyunculukla ilgili olarak ise projelerin gelip geçici olduğunu, bu yüzden üretkenliğin sürmesini, ama sürece bağlı kalmayı öğütledi.