Tanrı Kavramını Yeniden Düşünmek: Kelam, Kelamcılar ve Felsefe Perspektifleri Üzerinden Bir İnceleme

Tanrı Kavramını Yeniden Düşünmek: Kelam, Kelamcılar ve Felsefe Perspektifleri Üzerinden Bir İnceleme

Üniversitenin 70. yıl kariyer etkinlikleri kapsamında düzenlenen konferansta, Ege Üniversitesi Birgivi İlahiyat Fakültesi’nin misafirleriyle bir araya gelindi. Etkinliğin odak noktası, Kur’an ve inanç üzerinden Tanrı kavramını farklı düşünce ekollerinin bakış açılarıyla karşılaştırmaktı. Katılımcılar arasında EÜ’nün değerli akademisyenleri ve öğrenciler de yer aldı; özellikle programa eşlik eden Yunus Emre Nebioğlu’nun Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan oturum, katılımcıların ilgisini hızla topladı.

Konuşmacı Prof. Dr. İbrahim Maraş, Tanrı ya da Allah tasavvurunun üç ana kelamcı, sûfi ve filozof akımı içinde nasıl farklılık gösterdiğini ortaya koydu. Hudûs ve sudûr kavramlarına odaklanan söylem, varlık ve yaratılış konularını bu ekoller arasındaki temel referanslar olarak ele aldı. Maraş, “Bugün üzerimde durduğum ana soru: Biz nasıl bir Tanrı’ya inanıyoruz?” diye başlayarak, isim farklılıklarını aşan ortak zihniyeti keşfetmenin önemini vurguladı. Onun anlattığına göre kelamcılar için Allah’ın ezeli varlığı, iradesiyle varlığı yaratmasıyla bağlantılıdır; bu bağlamda mutlak irade ve seçim kavramları merkezi rol oynar.

İslam felsefesindeki akımların Tanrı tasavvuruna dair bakışları, insan iradesinin sınırlılıkları ile Tanrı’nın mutlak iradesinin farklarına işaret eder. Maraş, evrenin ve insan varlığının, Tanrı’nın varlığına bağlı olarak ortaya çıktığını ve kendiliğinden var olan tek varlığın O olduğunu belirtti. Amacın bu farklı algıların nasıl oluştuğunu sadeleşmiş bir dille birlikte düşünmek olduğunu ifade etti.

Konuşmasında ayrıca, Mâtürîdî’nin karşıt görüşlere yönelik eleştirilerini da ele alan Maraş, Tanrı’nın yaratma sıfatının O’ndan ayrı düşünülemeyeceğini savunur. Tanrı ezelde yaratıcıdır; yaratma ise O’nun kudretinin doğal sonucudur, diye özetledi. Kelamcılar arasında Tanrı varlığı yokluğa tercih eder anlayışının da sorunlu olduğuna işaret eden Maraş, potansiyel bir Tanrı kavramını reddederek, Tanrı’yı bütünüyle ezeli ve yaratıcı olarak konumlandırmanın doğruluğunu savundu. Fârâbî ve İbn Sînâ gibi filozoflar ise eldeki düşünce birikimini sentezleyerek, hakikatin kimsenin tekelinde olmadığını gösteren tutarlı bir çerçeve kurdular.

Sonuç olarak, filozoflar Tanrı’yı fiilen ve ezeli olarak bilen, kudretli ve yaratıcı bir varlık olarak tasavvur ederler; melekler ve diğer varlıklar ise zaman ötesi melekût ya da lâhut boyutlarında bulunur ve Tanrı ile bağıntılı olarak varlık kazanır. Yaratma süreci Tanrı’nın ezeli kudretinin doğal bir sonucu olarak görülürken, Tanrı tasavvurunun sistemi içinde yerleşik bir yaklaşım gerekliliği vurgulandı. Konuşmanın ardından gelen sorular cevaplandı ve etkinlik, teşekkür belgesi ve hediye takdimiyle son buldu.

Tepki Ver
Haber Merkezi Yönetici Tüm Yazılar

Kullanıcıya ait herhangi bir sosyal medya veya iletişim bilgisi bulunmamaktadır.

19441 Yazı

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar