Türkiye’de 30 binden fazla endometrium kanseri vakasının olduğu konuşuluyor; Kadın Hastalıkları ve Doğum, Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Nilüfer Çetinkaya Kocadal bu durumu vurgulayarak, özellikle 55–65 yaş arasındaki kadınlarda riskin artığına dikkat çekti. Obezite, geç menopoz, erken adet görme ile östrojen maruziyeti ve metabolik hastalıkların bu riski artırabileceğini söyleyen Kocadal, menopoz sonrası dönemde görülen anormal kanamaların mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Endometrium kanseri, rahimin iç tabakasını oluşturan hücrelerden kaynaklanır ve jinekolojik kanserler arasında en sık görülen türlerden biri olarak kabul edilir. Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri’nden Doç. Dr. Kocadal, Türkiye verilerine göre her 100 bin kadından 14’üne bu tanının konulduğunu ve yılda yaklaşık 8 bin yeni vaka tespit edildiğini paylaştı. Son yıllarda obezite oranlarının artması ve yaşam süresinin uzaması, görülme sıklığını da etkileyen faktörler arasında yer alıyor. “Endometrium kanseri genellikle 55–65 yaş arası hastalarda görülsede, artan metabolik hastalıklar nedeniyle genç yaşlardaki kadınları da etkileyebiliyor” dedi.
İlk Belirti: Düzensiz ve Aşırı Kanama
Kocadal’a göre, hastalığın erken fark edilen belirtisi çoğunlukla kanamadır. Postmenopozal kadınların %30-36’sında vajinal kanama görülebilir ve bu bulgu çoğu durumda iyi huylu olsa da mutlaka incelenmelidir. Alt karın bölgesinde baskı hissi, ağrı, lekelenme veya ilişki sırasında kanama gibi belirtiler varsa derhal doktora başvurulmalıdır.
Endometrium kanserlerinin yaklaşık %5’inin genetik yatkınlıklar sonucu ortaya çıktığına dikkat çeken Kocadal, Lynch sendromunun bu hastalıkta önemli bir faktör olduğuna işaret etti. Yaşa bağlı erken tanı için yıllık ultrasonografi ve gerekirse rahim içinden biyopsi alınması önerilebilir.
Tarama Programı Olmaması, Düzenli Kontrollerin Önemini Artırıyor
Kocadal, endometrium kanseri için mevcutta rutin bir tarama programı olmadığını hatırlatarak, anormal kanama yaşayanların zaman kaybetmeden hekime başvurmalarının hayati önem taşıdığını belirtti. Yıllık ultrasonografi bazı riskli hastalar için yol gösterici olabilir ve gerektiğinde rahim içinden parça alınabilir.
Erken Evrelerde Cerrahi, Başarılı Sonuçlar Verir
Tedaviye değinen Kocadal, hastalığın yaklaşık %70’inin erken evrelerde sınırlı olduğunu ve cerrahi müdahalenin çoğu durumda mümkün olduğunu söyledi. Özellikle erken tanı konulduğunda cerrahi önemli bir tedavi yöntemi olup, bazı durumlarda cerrahiden sonra radyoterapi ya da ilaç tedavisi gerekebilir. Yaş, tumor tipi, hastalığın yayılımı ve lenf bezleriyle ilgili durumlar tedavi başarısını etkiler.
Genç hastalarda rahmi koruyucu tedaviler de uygulanabilir. Menopoza girmemiş ve çocuk doğurmamış, yumurtalık fonksiyonu iyi olan kadınlarda, tümör endometriyuma sınırlıysa progesteron türevleriyle medikal tedavi düşünülebilir; tedavi sonrası gebelik sağlanabilir ve doğum sonrası nihai planlama yapılır.
Erken Teşhisin Hayat Kurtaran Önemi
Endometrium kanseri kadınlarda en sık görülen jinekolojik tümördür. Aşırı, düzensiz kanama gibi belirti ve değişiklikler, hastayı sağlık merkezine yönlendirmekte en kritik rolü oynar. Erken teşhis, hastalığın seyri üzerinde belirleyici bir fark yaratır ve hayat kurtarıcı olabilir. Bu nedenle kadınlar, kanama değişikliklerini görmezden gelmemeli ve gerekli danışmanlığı almak için sağlık kuruluşlarına başvurmalıdır.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı















Leave a Reply