Üsküdar Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Restoratif Diş Tedavisi Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, diş beyazlatmanın güvenli sınırları ve uygun adayları hakkında bilgi paylaştı. Ofis tipi beyazlatma ya da hastanın özel olarak hazırladığı plaklar aracılığıyla ev tipi beyazlatma seçeneklerinin, hastaların doğal diş rengini birkaç ton açabileceğini belirtti. Bu tedavinin minimal invaziv estetik bir yaklaşım olduğunu vurguladı.
Diş Beyazlatma Hakkında Yaygın Yanılsamalar konusunda dikkat çekici görüşlerini paylaşan Yıldırım, şu yanlışları sıraladı:
- Mit 1: Diş beyazlatmanın diş minesine zarar verdiği inancı. Hekim kontrolünde ve uygun ajan/kontrasyon kullanılarak yapılan uygulamalar mines üzerinde kalıcı bir hasar oluşturmaz. Uygun süre ve konsantrasyonlar ile yapılan işlemler, minesinde yapısal bozukluk yaratmaz.
- Mit 2: Beyazlatmanın aşırı hassasiyete yol açması. Hassasiyet işlem sonrası kısa süreli ve geçicidir; çoğu durumda 24–72 saat içinde kendiliğinden ya da uygun hassasiyet gidericiyle kontrol altına alınır.
- Mit 3: Beyazlatmanın kalıcı olduğu imgesi. Zamanla çay, kahve ve sigara gibi faktörlerden dolayı renk kaybı yaşanabilir; ancak iyi ağız bakımı ile etki 1–3 yıl korunabilir.
- Mit 4: Her dişin aynı derecede beyazlayacağı düşüncesi. Etki kişiden kişiye değişir; doğal diş rengi, lekelerin tipi ve yaş gibi etkenler sonucu fark yaratır.
- Mit 5: Evdeki doğal yöntemlerin güvenli olduğuna dair inanç. Limon veya karbonat gibi uygulamaların kontrolsüz kullanımı diş minesine zarar verebilir ve hassasiyeti artırabilir; bu nedenle hekimler bu tür yöntemleri önermemektedir.
- Mit 6: Beyazlatmanın dolgu ve kaplamaları da etkilediği düşüncesi. Beyazlatma yalnızca doğal diş dokusunun rengini hedefler ve restoratif materyaller üzerinde etkili değildir.
- Mit 7: Beyazlatmanın her yaş için güvenli olduğu iddiası. Genelde 18 yaşının altında önerilmez; 18 yaşını dolduranlarda ise güvenli şekilde uygulanabilir.
Beyazlatma Hakkında Doğru Yaklaşım olarak Yıldırım, tedavinin hekimin gözetiminde, uygun doz ve randevu sayısıyla yapılmasının önemine vurgu yaptı. Yüksek konsantrasyonlu ajanlar hızlı etki sunsa da artan riskler içerdiğinden tercih edilmemelidir. Beyazlatmanın etkisi genellikle 1–3 yıl boyunca korunabilir ve oluşabilecek hassasiyet durumunda uygun tedbirler alınabilir.
Hastaların yaş grubu ve bazı özel durumlar göz önüne alınarak, gebelik ya da emzirme dönemindeki kişiler için beyazlatma yerine farklı tedavi seçenekleri değerlendirilebilir. Bu konudaki kararlar, hekimin değerlendirmesiyle ve bireye özel planlanan yaklaşım doğrultusunda belirlenmelidir.
Kaynak: Beyaz Haber Ajansı (BYZHA)













Leave a Reply