Meme kanseri, erken teşhis ve modern tedavi olanakları sayesinde artan oranlarda başarıyla yönetiliyor. Memorial Ankara Hastanesi Meme Sağlığı Merkezi ve Genel Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Ramazan Yıldız, erken tanının ve düzenli taramaların önemine dikkat çekerek, kişiye özel tedavi seçeneklerini paylaşıyor. Yılda yaklaşık 2.5 milyon kadına meme kanseri teşhisi konuluyor ve dünya genelinde bu hastalık nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı da nüfus büyüklüğüyle ilişkilidir.
Geç kalınmaması adına kritik kontrol noktaları şu şekilde özetlenebilir: 20 yaşından itibaren kendi kendine meme muayenesi, 30 yaşında hekimsiz muayene ve meme ultrasonu gözden geçirilmeli, 40 yaşından itibaren düzenli mamografi ve muayene, ayrıca ailede meme kanseri olan bir birey için hastalığa yakalanma yaşına bakılarak 10 yıl önce başlamalı tarama planı önemlidir. Bu yaklaşımla meme kanseri erken evrede saptanabilir ve genellikle daha az müdahale gerektirir.
40 yaşından itibaren yılda bir mamografi yaptırmak kritik rol oynar. Mamografi, meme dokusundaki yoğunluk farkları ve mikrokalsifikasyonları değerlendirmede kilit bir rol üstlenir. Yaş ilerledikçe dokudaki yağ oranı artar ve görüntü kalitesi iyileşir; bu nedenle 35-40 yaş aralığında baz mamografi ile desteklenen bir tarama süreci önerilir. 40 yaş altı hastalarda ultrason ilk tercih olsa da bazı durumlarda dinamik (ilaçlı) meme emarına başvurulabilir.
Kendi kendine meme muayenesi nasıl yapılır? Aşağıdaki adımlar dikkatle uygulanmalıdır:
- Görünüm belden yukarıya kadar açık olmalı ve aydınlık bir odada muayene edilmelidir.
- Her kadının adet döngüsünün ilk gününü bir referans olarak alıp, 5-14. gün arasında uygun bir gün belirlemesi önerilir.
- Emziren kadınlar emzirme sonrası muayene yapmalıdır.
Ayna karşısında, kolları iki ayrı konumda tutarak inceleme yapılır: kollar yukarıda ve aşağıda, ya da bel hizasında. Elleri belde baskı halinde meme dokusundaki değişiklikler, ciltteki dalgalanmalar ve çukurluklar dikkatle kontrol edilmelidir. Ardından palpasyonla memenin tüm bölgeleri, meme başı, koltuk altı ve köprücük kemiği çevresi incelenir. Kanser çoğu zaman ağrı yapmaz; bazı durumlarda ağrı varlığı da görülebilir.
Her tümör farklıdır; tedavi planı da kişiye özeldir. Kanser tanısı konulduğunda tedavi stratejisi, tümör tipi, immünhistokimyasal özellikler ve yayılım gibi faktörlere göre belirlenir. Cerrahi müdahale, kemoterapi, radyoterapi, hormon tedavisi, akıllı ilaçlar ve immünoterapi gibi seçeneklerden hastaya özel olanlar bir arada veya ardışık şekilde uygulanabilir. Kimi hastalarda önce kemoterapi uygulanıp sonrasında cerrahi ve ek tedaviler planlanırken, bazı durumlarda cerrahi sonrası diğer tedaviler belirlenir.
Radyoterapi kararında cerrahi tip belirleyici olur. Meme koruyucu cerrahi uygulanan hastalarda genelde radyoterapi gerekir; meme tamamen alındığında ise hastanın durumu ve tümörün özellikleri bu tedavinin gerekliliğini belirler. 5 cm’den küçük tümörlerde ve koltuk altı ile diğer organ tutulumu yoksa bazı durumlarda radyoterapi uygulanmayabilir.
Kaynak: Beyaz Haber Ajansı (BYZHA)














Leave a Reply